We have 134 guests online
Banner
Dünya Çevre Günü Mitingi - 5 Haziran 2013 Çarşamba 19:00 Setbaşı BURSA

Türkiye, Taksim Gezi Parkı'nda başlayan ve yurt çapına yayılan eylemlerle sarsılıyor. Bu eylemler, AKP'nin iş başında olduğu son on yılllık dönemde, yaşam alanlarına karşı giriştiği acımasız katliama karşı oluşan tepkinin dışa vurumu olarak ortaya çıktı.

Taksim'de söz konusu olan bir parktaki ağaçlar değil, rantın ve vahşi kapitalizmin tüm Anadolu ve Trakya'da ormanı, dereyi, suyu kısaca doğayı ve insanı metalaştırmak için giriştiği insafsız saldırının bir sonucudur.

Taksim'i küçümseyenlere, "üçbeş ağaç için gürültü yapıyorlar" diyenlere karşı en net yanıtı 5 Haziran Dünya Çevre Günü'nde vereceğiz. Doğayı yağmalamak için fırsat kollayan sermaye ve bu yağmacılara yasal zemini hazırlayan AKP iktidarına karşı Bursa'da yaşam alanlarını korumak için mücadele içinde olan köylülerlerle birlikte 5 Haziran Çevre Gününde bir protesto yürüyüşü düzenledik.

Doğadan, çevreden ve yaşamın sürekliliğinden yana herkesi köylülerimizle birlikte yürüyüşümüze katılmaya davet ediyoruz.

DOĞADER

dunya_cevre_gunu_yuruyusu_20130605

 
Orman İşletmesi, Gündoğu Köyünde 800 ağaç kesti!

gundogdu_orman_katliam_20130611Bursa'nın merkez Osmangazi ilçesi köylerinden Gündoğdu Köyünde 800 ağaç, Orman İşletmesi tarafından kesildi. Daha önce bildirimde bulunmadan yapılan bu kesim sonucu büyük bir alan çıplak kaldı. Ağaçların kesilemesi Gündoğdu Köylülerini isyan ettirdi. Orman Bölge Müdürlüğü, kesilen ağaçların yerine daha hızlı büyüyen ağaçlar dikileceğini söyledi.

Orman ve Su Bakanlığı Bakanlığı ve onun sorumluluğu altında bulunan Orman Bölge Müdürlükleri, geçmişten bu yana ormanı ticari bir işletme olarak gördü. Oysa ormanda yalnızca ağaçlar bulunmaz. Oradan çekip çıkartılan, katledilen yalnızca ağaçlar değildir. Orman, ağaçların varlığıyla hayat bulan hayvan, kuş, böcek, ve mikro organizmaları kapsayan bir yaşam bütünlüğüdür. Ormandaki ağaçlar bu canlıların evidir, yuvasıdır. Bu canlıların yaşamını sürdürebilecekleri tek yer ormandır. Ormandan başka hiç bir yerde yaşayamazlar.

Yerine başka ağaçlar dikilecek olsa bile ormanın yok edilmesi burada yaşayan tüm canlıların da yok edilmesi anlamına gelmektedir. Doğada yaşayan her canlı beslenmek için yeterli büyüklükte beslenme alanına sahip olmalıdır. Bu alan içinde aynı türden bir ikinci canlıya yer yoktur. Ormanda yaşam alanı yokedilen canlılar başka bir yere gidemezler. Besin kıtlığından ya da aralarındaki kendi türü arasındaki çekişme nedeniyle ölürler. Öldüklerini kimse fark etmez.

Kesilen ağaçların yerine hızlı gelişen ağaçlar dikileceği söylenmektedir. Ekoloji uzmanları doğal alanlara başka türlerin getirilesinin önceden tahmin edilemeyen sorunlara neden olacağını bildirmektedir. Sözgelimi, dikileceği söylenen ağaç üzerinde çok daha hızlı gelişen bir böcek, diğer orman alanlarında hızlı bir tahribata neden olabilecektir. 

Gündoğdu Köyündeki orman katliamı, ormandan sorumlu bakanlık ve müdürlüklerin ormanı ticarari bir meta olarak görmesinin sonucudur. Bu anlayış, Orman İşletme Müdürlükleri'nin adına çok net biçimde yansımıştır. Özellikle son on yıl içinde ormanı bir işletme gibi gören anlayış, ağacı ve ağaçla birlikte yaşayan binlerce canlıyı yok edecek her türlü projeye onay veren kurum durumuna getirilmiştir. Öyleki bazı yerlerde bir orman alanının tümüne varan büyüklükte alanlar, binlerce hektarlık orman arazileri, maden şirketlerine verilmiştir. Maden şirketlerine 25 hektara (250 bin m2) kadar madencilik projelerini ÇED Çevre Etki Değerlendirme raporu alma zorunluluğunu ortadan kaldırmıştır. 25 bin m2 ormanlık alanı talan eden bir maden şirketi, bu alanda işi bittiğinde hemen yanına 25 bin m2 daha işletme ruhsatı alıp çalışma yapabilmektedir. Orman, sürekli ve sistematik biçimde yok edilerek sermaye birikim sürecine kurban edilmektedir.

Orman ve Su Bakanlığı, ormanı pazarlayan kurum durumuna getirilmiştir. Bu anlayışı DOĞADER olarak kınıyoruz. Bu konunun üzerine giderek, gerekli araştırmamızı yapacağız. Ormandan sorumlu kurumların asıl görevi ormanı korumaktır. Bunun ötesinede yapılan her uygulamanın olumsuz sonuçlarından etkilenen yine bizler olacağız.

DOĞADER

Bursa'da akıl almaz doğa katliamı

Taksim Gezi Parkı’nda binlerce kişi kesilen ağaçlar için sokaklara dökülürken Bursa’da tam anlamıyla doğa katliamı yaşandı.

http://bursahakimiyet.com.tr/haber/bursa/bursada-akil-almaz-doga-katliami-24660.html


 
Beykoz Ormanları, 3. Köprü İçin İçin Kurban Ediliyor

3ncu_kopru_guzergahi 3. Köprünün temeli siyasi iktidarın üst düzey katılımıyla 29 Mayıs 2013 günü atılacak.

"Burası İstanbul mu?" dedirtecek doğal güzellikleri barındıran, orman ve derelerle süslü Beykoz Ormanları üzerinden 3. Boğaziçi Köprüsü için yapılacak bağlantı yolları geçirilmesi planlandı.

Çeşitli demokratik kitle örgütleri, miting ve etkinliklerle güzergahın Beykoz Ormanları üzerinden geçmesine karşı olduklarını açıklamışlardı. Bu karşı duruşa rağmen siyasi iktidarın gösterdiği dikta yönetim anlayışı, Beykoz Ormanlarının yok edilmesi anlamını taşıyor. Benzer yapılaşma geçmişte 2. FSM Köprüsü bağlantı yollarında da yaşanmıştı. Beykoz Beykoz Ormanlarında, zamanın Çevre ve Orman Bakanlığı'nın bilgisi dahilinde Acaristanbul olarak bilinen yoğun yapılaşma örnekleri bilindiği için Beykoz Ormandaki yapılaşmanın hızlanarak artacağını tahmin etmek zor değil.

Siyasi iktidarın, doğayı, ormanları yok etme pahasına geliştirdiği projelerden zararlı çıkan yine bizler olcağız. Yaşam destek sistemlerimizin bu hızda yok oluşun önüne geçmek için herkesin üzerine düşen sorumluluğun farkına vararak verilen mücadelelere yer alması gerekiyor.

DOĞADER

Üçüncü köprünün temeli atılıyor...
http://www.cnnturk.com/2013/turkiye/05/23/ucuncu.koprunun.temeli.atiliyor/709060.0/index.html

Üçüncü köprü havadan görüntülendi
28 Mart 2013
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/22919160.asp?mnID=22919160


 
1 Mayıs Bildirisi DOĞADER

1 mayis1Bugün, 1 Mayıs,
Bugün İşçinin ve Emekçinin Bayramı

Bugün Halkların Kardeşliğinin
Bugün Eşitliğin Bayramı

Emeğin sahipleri,
üretici güçler,
maaşıyla geçimini sağlayan emekçiler,

Bayramımız Kutlu Olsun.

Kapitalizmin,
aç gözlü sermayenin yarattığı ekolojik krizin,
yaşam alanları üzerinde travmaya
dönüştürdüğü bu dönemde
daha büyük bir kararlılık
daha geniş bir özlemle
kutluyoruz bugün 1 Mayıs’ı

Var olmak için
daha çok büyümek,
daha çok üretmek ,
daha çok tüketmek,
daha çok tükettirmek
zorunda olan kapitalizm,

daha çok enerji,
daha çok su,
daha çok maden talebini;
doğayı metalaştırarak
yaşam alanlarını yok ederek

ulaşmaya çalışıyor.

Yıkımın günümüzdeki taşeronu AKP,
uyguladığı talan politikalarıyla,

doğaya ve insana ihanet kanunlarına yenilerini ekleyerek,

toplumu ve yaşamı karanlık bir geleceğe sürüklüyor.

Sermayenin insafsız saldırılarına,
yaşam alanlarındaki yıkıma karşı
kadını, erkeği, çocuğuyla
direniş çadırlarında nöbet tutan yöre halkları
toprağını, suyunu, havasını, vatanını savunuyor.

Var olmak için yok etmekten çekinmeyen kapitalizm,
toplumun bilincinde bir kez daha mahkum oluyor.

kapitalizm için kaçınılmaz son
bir adım daha yaklaşıyor.

1 mayis2DOĞADER, 
direnen yöre halklarıyla birlikte
yaşamı savunuyor.

DOĞADER’le birlikte,
emek ve ekolojinin birlikteliği
ve özgürleştirilmesi adına,

doğayla uyumlu,
eşit ve paylaşımcı bir yaşamı yaratmak için

DİRENİŞ…   İSYAN…   ZAFER…

DOĞADER
Doğayı ve Çevreyi Koruma Derneği

 
Basına Açıklaması: Tüfekçikonak HES'e Suyumuzu Vermeyeceğiz - 28 Nisan 2013

sulhiye_hes_ba_20130428-1

Tüfekçikonak HES projesi için susuz kalma tehlikesiyle karşı karşıya bırakılan 9 köy Muhtarı ile Kurşunlu Belediye Başkanı ve DOĞADER üyelerinin katılımıyla Sulhiye Köyünde gerçekleştirilen toplantıda alınan kararda 9 köy halkı adına Muhtarların "ÇED Gerekli Değildir" kararına itiraz etmeleri ve bir basın açıklaması düzenleyip bunu duyurmaları kararlaştırılmıştı.

Muhtarlar "ÇED Gerekli Değildir" kararına itiraz dilekçelerini Çevre Şehircilik İl Müd. verdiler. 28 Nisan 2013 günü 9 köy halkı halkı ve Bursa'dan DOĞADER'le birlikte Sulhiye Köyüne gelen 50'ye yakın doğa gönüllüsünün katılımıyla gerçekleştirilen basın açıklmasına yerel ve ulusal medya organları da geniş katılım sağladı.

Aşağıda 28 Nisan 2013 günü Sulhiye Muhtarı Kerem Ay tarafından okunan basın açıklaması bulunmaktadır.

sulhiye_hes_ba_20130428-2

28 Nisan 2013

Basına ve Kamuoyuna;

Bizler, İnegöl’ün Karaburun Deresinden can bulan köylerden geliyoruz. Burada toplanmamızın nedeni, yüz yıllardır bize yaşam veren Karaburun Deresinin suyunu almak isteyen Tüfekçikonağı Hidro Elektrik Santraline karşı başlattığımız mücadeleyi, Türkiye’ye duyurmaktır.

Karaburun Deresi suyunun, Tüfekçikonak Köyünde yapılması planlanan Hidro Elektrik Santralinde taşınmak için çalışma başlatıldığını çok yakın bir zaman önce öğrenmiş bulunuyoruz. Karaburun Deresi suyu ile can bulan bizler, Sulhiye, Mezit, Osmaniye, Eski Karacakaya, Rüştiye, Yeniköy, İhsaniye, Kınık ve Özlüce Köyleri ile Kurşunlu Beldesinden geliyoruz. Bizler yüzyıllardır bu topraklarda yaşadık. Ekmeğimizi, aşımızı, Karaburun Deresi ile suladığımız bu topraktan çıkardık. Karaburun Deresinin suyu ile beslenen kaynak suyunu içtik. Vergimizi ödedik, vatan savunması için oğullarımızı askere gönderdik ama vatan saydığımız kendi köyümüzde susuz kalmakla karşı karşıya bırakıldık.

sulhiye_hes_ba_20130428-3Devletimizin yetkili Kurumları, ilgili Bakanlıkları canımız olan suyumuzu alırken bize dahi sorma gereği duymadılar. 2010 yılında yapıldığını öğrendiğimiz “Tüfekçikonağı Hidro Elektrik Santrali, Boğakaya, Bıçkıdere ve Karaburun Regülatörü“ projesi için Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu tarafından Tüfekçikonak Hidro Enerji Elektrik Üretim AŞ adlı şirkete lisans verdiğini öğrendik. Bursa Valiliği, İl Çevre Orman Müdürlüğü tarafından aynı yıl “ÇED Gerekli Değildir Kararı” verildiğini öğrendik. ÇED Çevre Etki Değerlendirme Raporu yani çevre zararını araştıran bir rapor olduğunu öğrendik. Ormanla kaplı vadimizi ve Karaburun dere yatağını susuz bırakacak bir projeye için Devletin yetkili kurumu tarafından “ÇED Gerekli Değildir Kararı” nasıl verilebildiğini anlamamız mümkün değildir.

Bu proje gerçekleştirilirse, Karaburun Deresinden akan suyla can bulan dokuz köy ve bir beldede yaşayan binlerce insan susuz kalacaktır. Su yalnızca insanları değil yaşayan her türlü canlının hakkıdır. Karaburun deresi çevresindeki ormanlık alanda yaşam süren binlerce canlı da susuz kalacaktır. İnsanı, doğayı susuz bırakmak, ölüme terk etmekten farklı değildir.

Susuz bırakılma tehlikesiyle karşı karşıya bırakılan köylerin muhtarları olarak, tüm bu kaygılarımızı devletin yetkili kurumlarına anlatmak için, itiraz dilekçemizi bu hafta içinde Bursa Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne verdik. İtirazımız kabul edilmezse, susuz kalmamız devletin yetkili organları tarafından önemsenmezse mücadelemizi mahkeme önünde dava açarak yürüteceğimizi burada dosta düşmana ilan ediyoruz. Bizler, çocuklarımız ve torunlarımızla, daha çok uzun yıllar boyunca köyümüzün topraklarında yaşamak istiyoruz. Deremizin suyunun bir damlasına bile dokundurtmayacağız. Suyumuz, canımızdır. Suyumuza almak isteyenlere, canımızı almak isteyene nasıl davranılırsa öyle karşılık vereceğiz.

Sulhiye Köylüleri adına Muhtar Kerem Ay, Mezit Köylüleri adına Muhtar Remzi Kethuda, Osmaniye Köylüleri adına Muhtar Faruk Ergüneş, Eski Karacakaya Köylüleri adına Muhtar Akın Özkan, Rüştiye Köylüleri adına Muhtar Yener Karadan, Yeniköy Köylüleri adına Muhtar Nazmi Yavuz, İhsaniye Köylüleri adına Muhtar Hayati Çiçek, Kınık Köylüleri adına Muhtar Ender Bayram Özlüce Köylüleri adına Muhtar Kamil Çakır, DOĞADER Doğayı ve Çevreyi Koruma Derneği

 
Basına ve Kamuoyuna: Çernobiller Bir Daha Yaşanmasın (Nükleer Karşıtı Platform) - 25 Nisan 2013

ba_nkp_bursa_20130425DOĞADER'in de üyesi olduğu Nükleer Karşıtı Platform (NKP) Bursa Bileşenleri, 25 Nisan 2013 günü Bursa Akademik Odalar Birliği (BAOB) Yerleşkesinde Çernobil Nükleer Santral faciası yıldönümü nedeniyle bir basın açıklaması yaptı.

DOĞADER

ÇERNOBİLLER BİR DAHA YAŞANMASIN

25 Nisan 2013

26 Nisan 1986 gecesi Çernobil nükleer enerji santralinde gerçekleştirilen deney sonrası ard arda gelen ihmaller insanlık tarihinin en büyük felaketlerinden birine yol açtı. Çernobil nükleer santralinin 4. reaktöründe gerçekleşen patlama sonrası Hiroşima ve Nagazakiye atılan atom bombasının yaydığı radyasyonun 200 katı toprağa, suya ve havaya karıştı. Yıl 1986’ydı; radyasyon Leningrad üzerinden Finlandiya ve sonrası İşveç’ e ulaşmış ölçümler analiz edilmiş ve tüm dünya patlayan bir nükleer santralden yayılan radyasyonun nasılda sıkı sıkıya sarılınan sınırları tanımadığını, hiçbir tel örgünün onu engelleyemediğine bir kez daha tanık oldu.

Read more...
 
Tüfekçikonak HES'e Karşı 9 Köy Güçbirliği Yaptı - 13 Nisan 2013

Bursa'nın İnegöl İlçesi Tüfekçikonak Köyü yakınlarında kurulması planlanan Tüfekçikonak HES Projesi konusunda DOĞADER üyelerinden oluşan bir ekip tarafından 2013 Mart ve Nisan ayları içinde yörede incelemeler yapıldı.

HES projesine izin veren resmi kurumlardan (EPDK, Orman Bölge Müd, Çevre Şehircilik İl Müd) bilgi edinme dilekçeleri gönderilerek bilgi alan DOĞADER ekibi, Karaburun Deresinin suyunun HES projesi kapsamında 2,5 km batı yönündeki başka bir vadide bulunan Tüfekçikonak Köyüne taşınacağını, proje için Çevre Şehircilik İl Müd. tarafından "ÇED Gerekli Değildir" kararı verildiği öğrenildi. 

Yapılan araştırmada, yöredeki 9 Köy (Sulhiye, Mezit, Osmaniye, Eski Karacakaya, Rüştiye, Yeniköy, İhsaniye, Kınık, Özlüce) ve Kurşunlu Beldesinin içme suyu ile 2 köyün (Sulhiye, Osmaniye) sulama suyunun kaynağından alınarak borular içinde diğer vadiye taşınması planlanan Karaburun Deresinden sağlandığı anlaşıldı. 

Yörede yaşayan halkın susuz kalacağından haberdar olmadığı anlaşılınca, 13 Nisan 2013 günü Sulhiye Köyünde, 9 köy Muhtarı, Kurşunlu Belediye Başkanı katılıyla DOĞADER Üyeleri tarafından bilgilendirme toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda DOĞADER tarafından hazırlanan sunumda Türkiye'deki HES projeleri ile Tüfekçikonak HES Projesi hakkında bilgiler verildi. Toplantıda Köy Muhtarlarının ve Kurşunlu Belediyesinin "ÇED Gerekli Değildir" kararına itiraz dilekçesi hazırlayarak Çevre Şehircilik İl Müd. vermeleri kararlaştırıldı. Yapılan itirazlar kabul edilmez ve proje iptal edilmezse mahkemeye başvurup dava açma kararı alınan toplantıda ayrıca mücadeleye başladıklarını dosta düşmana anlatmak için 28 Nisan 2013 günü Sulhiye Köyünde Karaburun Deresi kenarında basın açıklaması düzenlenmesi kararlaştırıldı.

Aşağıda HES projesi için susuz bıralacak olan 9 köyün muhtarları tarafından verilen itiraz dilekçesi bulunmaktadır.

Bursa Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne,

13 Nisan 2013 günü, DOĞADER – Doğayı Çevreyi Koruma ve Doğa Sporları Derneği yetkililerinin köyümüze yaptıkları inceleme ve bilgilendirme ziyaretlerinde, Bursa İli İnegöl İlçesi Tüfekçikonak Köyü sınırları içinde Tüfekçikonak Hidro Enerji Elektrik Üretim AŞ adlı şirket tarafından yapılması planlanan, “Tüfekçikonağı Hidro elektrik Santrali, Boğakaya, Bıçkıdere ve Karaburun Regülatörü“ projesi yürütüldüğü haberi alınmıştır.

DOĞADER yetkilileri tarafından Tüfekçikonağı HES için bize ulaştırılan EPDK’nın 22.03.2013 tarih 39385307-110.01.01.01-14747 sayılı bilgi edinme dilekçesine yanıt olarak gönderilen resmi belgede,  19.08.2010 tarih ve EÜ/2709-31671 numaralı üretim lisansı verildiği anlaşılmıştır.

DOĞADER yetkilileri tarafından Tüfekçikonağı HES için bize ulaştırılan ikinci resmi belge olan, Bursa Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün 18.03.2013 tarih 56607814/8401/4874 sayılı bilgi edinme dilekçe yanıtında, Bursa Valiliği (Mülga İl Çevre Orman Müdürlüğü) tarafından 25.06.2010 tarih ve 352 sayılı “ÇED Gerekli Değildir Kararı” verildiği anlaşılmıştır. Ayrıca aynı dilekçede, Tüfekçikonağı Hidro Enerji Elektrik Üretim AŞ tarafından Bursa Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne “Hidroelektrik Santrali HES Kapasite Artışı ve İlave Regülatör” Proje Tanıtım Dosyası hazırlanarak 26.12.2012 tarihinde başvuruda bulunduğu, ÇED yönetmeliği kapsamında işlemlerin devam ettiği bilgisine ulaşılmıştır. Aynı dilekçe ile birlikte Tüfekçikonağı HES şirketi tarafından Burçed Müh. Hizmetleri Ltd. Şti hazırlatılan ÇED Proje Tanıtım Dosyasında, Karaburun, Bıçkıdere ve Boğazkaya derelerinin sularının kullanılacağı belirtilmektedir. Raporda, Karaburun deresinden akan suyun kanallara alınarak Tüfekçikonak Köyü tarafındaki vadide Regüleatör yapılacak yere taşınacağı açık biçimde görülmektedir.

Karaburun Deresinin hemen yanından çıkarak köyümüzle birlikte diğer 8 köy ve Kurşunlu Beldesinin içme suyunu karşılayan kaynak suyu Karaburun Deresinden beslenmektedir. Ayrıca köyümüzün tarlaları da akan bu derenin suyuyla sulanmaktadır. Karaburun Deresinden akan su, HES amacıyla alınıp Tükekçikonak Köyü tarafındaki vadiye taşındığında, deremizin susuz kalmasıyla birlikte içme ve sulama suyumuz kuruyacaktır. Su olmadan köyde yaşayamayacağımıza göre bu projenin ÇED dosyasının eksik inceleme yapılarak hazırlandığı ortaya çıkmaktadır.

Atalarımız, dedelerimiz ninelerimiz yüzlerce yıl bu köyde doğdu ve yaşadı. Bizler, çocuklarımız, torunlarımız daha yüzlerce yıl köyümüzde yaşamak istiyoruz. Bu proje planlanırken ve devletin yetkili kurumları tarafından izinler verilirken köyümüz hiç bir biçimde bilgilendirilmemiş, bizim görüşümüz sorulmamıştır. Bu nedenle yeni haberdar olduğumuz, “Tüfekçikonağı Hidro elektrik Santrali, Boğakaya, Bıçkıdere ve Karaburun Regülatörü “ projesine ve bu proje için Bursa Valiliği (Mülga İl Çevre Orman Müdürlüğü) tarafından 25.06.2010 tarih ve 352 sayılı “ÇED Gerekli Değildir Kararı”na, aynı şirket tarafından 26.12.2012 tarihinde “Hidroelektrik Santrali HES Kapasite Artışı ve İlave Regülatör” adı altında Bursa Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne yaptığı başvuru ile yürütülen, ÇED yönetmeliği sürecine itiraz eder, itirazımızın değerlendirilerek projenin ve ÇED raporunun iptal edilmesini arz ederiz.

Sulhiye, Mezit, Osmaniye, Eski Karacakaya, Rüştiye, Yeniköy, İhsaniye, Kınık, Özlüce Muhtarları

 
«StartPrev12345678910NextEnd»

Page 2 of 61