| Doğal Erozyon ve Ekolojik Denge |
|
|
|
MANDALARIN AYAK İZLERİ / Abdullah AYSU Yaşar Kemal, “… Sağlıklı toprakta en önemli öğe yüz örtüsüdür. Yani vatan, ormanları, çayır çimenleri, çiçekleri, böcekleri, kuşları, yabanıl hayvanları, suları, daha binlerce öğesiyle bir bütündür…”1 Deltalar doğal toprak “fabrikalarıdır”. Özgür akan sular da doğal toprak “fabrikalarına” materyallerini sağlayanlardır. Toprak fabrikalarına materyaller faydalı erozyonla elde edilir. Yani erozyonun zararlısı olduğu gibi faydalı olanları da var. Zararlı erozyon rüzgâr ve yağışla oluşur. Yağış ve rüzgâr erozyonuyla toprağın varolan verimli tabakası başka başka yerlere taşınır. Toprak verimsizleşir. Yoksullaşır. Bu erozyonlar verimli tarım topraklarının belâlısıdır.
Üstelik faydalı erozyonlar doğanın işleyişi ve devamlılığı için gereklidir. Sadece özgür akan suların neden olduğu erozyon, faydalı erozyondur. Çünkü deltalarda verimli, alüvyonlu toprakları oluşturur. Bu nedenle deltalar toprak “fabrikaları”, özgür akan sular verimli toprak materyallerinin taşıyıcılarıdır. Bir cm. kalınlığındaki toprağın oluşmasının 100 yılda gerçekleştiğini düşündüğümüzde, faydalı erozyon ile suların özgür akmasının önemi kendiliğinden anlaşılmış olur. Bir de doğanın kendi iç işleyişine dışarıdan insanların müdahalesi ile gerçekleşen erozyonlar var ki; bu erozyon biçimi zararlı erozyonu oluşturur, erozyonu hızlandırır ve doğal döngünün ihtiyacından fazlasını gerçekleştirir. Akarsuların akışının engellenmesi ova ve deltalardaki verimli toprakların sadece oluşmasını engellemez varolan toprakların zararlı erozyonlarla kaybolmasına da neden olur. Akarsuların deltalara taşıdığı toprak takviyesi kesilirse bu kez deniz suyu ovalara, deltalara doğru ilerler, buralardaki varolan toprakları aşındırır, deltalara karşı deniz üstünlüğü ele geçirir. Akarsular, üzerine kurulan barajlar, ovalara, deltalara akarsuların toprak takviyesi yapmasını engeller. Akarsuların deltadaki denize karşı olan üstünlüğünün yitirilmesine neden olur. Akarsu yatağından deniz iç kısımlara doğru ilerler. Oysa deltalar ayrıca deniz canlılarının üremesine de yataklık eder. Deniz canlılarının üremesine yataklık eden deltalar kaybolursa, deltalara yumurtalarını bırakan balıklar ve diğer deniz canlıları yumurtalarını bırakabilecekleri güvenli yerden yoksun kalır. Deltalarda sülükler, salyangozlar, kurbağalar gibi birçok canlı yaşar. Deltalarda yaşayan göl soğanları ilaç yapımında kullanılır. Sazlıkları kesilerek çeşitli alanlarda kullanılır. Deltalarda yaşayan mandaların etinden ve sütünden yararlanılır. Ayrıca mandalar doğası gereği yaşamının önemli bir bölümünü suyun içinde geçirir. Mandalar suyun içinde kaldığı sürelerde birçok sulak alan bitkisinin dağılışını kontrol eder. Ayaklarının oluşturduğu izler balık ve kurbağalar için güvenli yumurta bırakma alanları sağlar. HES’ler akarsuları ve deltaları kurutuyor. Ne olacak şimdi, mandanın ve ona bağlı yaşamın hali? Türkiye’nin topraklarının sınırlarını korumak için kan dökülürken, her gün televizyonlarda arzı endam edenler bölündük, bölünüyoruz diye paranoyalarını bize enjekte etmeye çalışırken şirketler ülke topraklarını lime lime ediyorlar. Onlara karşı sesleri çıkmıyor. Yaşar Kemal, “… Sağlıklı toprakta en önemli öğe yüz örtüsüdür. Yani vatan, ormanları, çayır çimenleri, çiçekleri, böcekleri, kuşları, yabanıl hayvanları, suları, daha binlerce öğesiyle bir bütündür…”2 Toprak deyip geçemeyiz, geçmeyelim de! Çünkü toprak anadır. Yaşamın bir başka ana kaynağıdır. Ancak toprağın barındırdığı yani yaşattığı aynı zamanda sayesinde yaşadığı canlıların yaşamı da suya bağlıdır. Çünkü toprak sadece kum ve kilden oluşan bir yapı değildir. Toprağı toprak yapan içinde yaşayan canlılardır. Bir gram toprakta yaklaşık 600 milyon bakteri, 400 milyon maya, 100 bin yosun hücresi vardır. Bir hektar tarım arazisinin en üstte bulunan 15 cm kalınlığındaki katmanında 20 bin kilogram mikro-organizma (canlı) bulunur. Böcekler, solucanlar, bakteriler, mantarlar ve mikroorganizmalar (mikroplar) toprağa besin sağlayan temel canlılardır. Gıda bakımından zengin topraklar tohumu besler, bitkiye dönüştürür, bitkilerin verdiği ürünler tabaklarımıza gıda olarak gelir. Topraktaki canlıların da yaşamını sağlayan özgür akan sulardır. İşte böyle. Doğal yaşam birbiriyle bağlantılıdır. Zincirin halkalarından birinin eksilmesi dengeleri altüst etmeye yeter de artar bile. 1 Yaşar Kemal; “Binbir Çiçekli Bahçe”, Yapı Kredi Yayınları http://www.karasaban.net/mandalarin-ayak-izleri-abdullah-aysu/
|


