Banner
Makale
Kirli Su Savaşları ve Özelleştirme! Print E-mail

Son günlerde ortaya çıkan şişelenmiş sularda ki kirlilik açıklamaları gündem olmaya devam ediyor. 5 firma bu kapsamda teşhir edildi. Peki diğerleri teşhir edilecek mi? Belki, ama bazıları korunmak zorunda. Halk arasında sıkça kullanılan ve hepimizin bildiği bir deyim vardır “düğün değil dernek değil eniştem beni niye öptü”. Durup dururken sağlık bakanlığının bu yaptığı inceleme ve açıklamalar gerçekten halk sağlığı için mi yapılıyor.

Read more...
 
Enerji Kimin İçin Print E-mail

Dünyanın en gelişmiş ekonomileri arasında yer alan İngiltere, Almanya ve Fransa ile Avrupa Birliğine katılan yeni ülkelerin enerji ihtiyacı gelecekte nasıl karşılanacağına dair AB’nin verdiği cevabın ne olduğunu görmeye çalışalım.

Avrupa Elektrik İletim Birliği (ENTSO-E) 1950’ler de kurulmuş olan bir kuruluş. Amacının, şebekelerin senkronizasyonu ile tek tip enerji piyasası oluşturup enerji arz güvenliği ile üretim ve iletim güvenliğini sağlamak olduğu açıklanmakta. Şirketlerin eline teslim edilen üretim ve dağıtım unsurları bu oluşum eliyle elektrik enerjisi ticareti neoliberal uygulamalar ile genişleme ve yeni ”fırsat”lar üretme yolunda hızla büyümektedir. Burada ki asıl itici güç A.B.nin enerji güvenliği ile enerji şirketlerine yeni alanlar yaratıp sermaye birikim sürecini devam ettirebilmektir. Türkiye elektrik sistemi 18.09.2010 tarihinde ENTSO-E şebekesine bağlanmıştır. 03.05.2011 tarihinde ENTSO-E kararları doğrultusunda 01.06.2011 tarihinden itibaren “Ticari Enerji Alışverişi” dönemi başlatılmıştır.

Read more...
 
“temiz” enerji, tarım ve göç Print E-mail
temiz_enerji

Antik Yunanlılar, sahip oldukları tarım alanlarındaki hasadın mevcut nüfuslarına yetmemesi sonucu yoğun göçler yaşamışlardır.

Değişik bölgelerle ticaret yapabilmek için gemi yapmaya başlamışlar ve bunun için bolca ağaç kesip ormanların azalmasına neden olmuşlardır. Topraklar verimsizleşmiş, ağaç köklerinin olmadığı toprak yağmurlarla akıp gitmiş ve yeni topraklar bulmak amacıyla göçlerden kaçınılamamıştır.

Doğanın yok edilişi süreci M.Ö. 8. yüzyıllarda başlamıştır. Doğayı kontrolsüzce tüketmek ve sınırsızca metalaştırmayla başlayan süreç, günümüzde artık sürdürülemez hale gelmiştir. Dünya üzerinde açlık ve susuzluğun en yoğun yaşandığı ve bu nedenle göçlerin de çok yoğun olduğu bölgeler ise Afrika ve Ortadoğu’dur. Yaşanan yoksulluk ve sefalet nedeniyle göçler en çok bu bölgeden batıya doğru olmaktadır. Göçün en büyük nedenlerinden biri de savaşlardır. Savaşlar da, bilindiği gibi, bölge halklarının yaşadığı topraklardaki doğal zenginliklerin bir avuç tekelci kapitalistin kontrolü altına alınıp sermaye birikimi ya da yağmanın sürdürülmesi amaç ve politikalarından kaynaklanmaktadır.

Bu yazı, göçe neden olan etkenler bakımından tarım alanlarının yok olması ve var olanların da tarım tekellerinin eline geçmesi süreçleri ile yaşanacak göçleri değerlendirmeye çalışıyor.

Read more...
 
Başbakan'ın Davos Hayali Uludağ’da Print E-mail
Uludağ Ekonomi Zirvesi adı altında Türk siyaset, ekonomi ve iş dünyasının en önemli isimleri her yıl bir araya gelecek. Türkiye’nin Davos’u olacak bu etkinlikte Türk ve dünya ekonomisi değerlendirilecek, Türkiye’nin ve dünyanın en önemli fikir insanlarının katkılarıyla bugünün ve geleceğin stratejilerini şekillendirecek önemli adımlar atılacak” sözleri ile lanse edilen ve Türkiye’nin para babaları olan 50 kişinin konuşmacı olarak katılacağı zirvedeki bazı konuşmacı isimler şöyle; Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Abdülkadir Konukoğlu, Ahmet Zorlu, Ali Ağaoğlu, Ali Kibar, Başaran Ulusoy, Begümhan Doğan Faralyalı, Durmuş Yılmaz, Ethem Sancak, Eugenio Bonomi, Faik Açıkalın, Jan Nahum, Lucien Arkas, M. Rauf Ateş, Mark Spelman, Mustafa Boydak, Nihat Özdemir, Suzan Sabancı Dinçer, Temel Kotil, Ümit Boyner, Vuslat Doğan Sabancı ile “dünyaca ünlü” strateji profesörü Ghemawat, yeni dünya düzenini ve iş yapma modellerini anlatacakmış. Sayın Bursa valisi Harput toplantının içeriğini basına açıklarken, CEO’nun yeni ajandasının oluşacağını, İstanbul’un Finans merkezi olma yolunda ciddi adımlar atıldığını ve Otomobilsiz bir Bursa, Bursa’sız otomobilin düşünülemeyeceğini böbürlenerek anlattı. Ayrıca 2023 yılında Türkiye’nin ekonomik açıdan dünyada ilk 10’a gireceğine inandığını AKP’li bir bakan edasıyla vurguladı. Yapılacak toplantıyla Uludağ’ın sıkıntılarını göreceklerini ve şuan konaklama sıkıntısı çektiklerini açıklayan Sayın Vali Uludağ’ın bir Milli park olduğunu her nedense hiç aklına getirmeyerek, bu yolla yıllardır hayallerini kurdukları Uludağ’ın talanına zemin hazırlamayı da satır aralarında gerçekleştiriyor. Tabii burada konumuz yalnızca Uludağ’ın talanı değil. CEO’lara yeni ajanda oluşturma perspektifi ve konuşmacıların içeriği konunun çok daha geniş ölçekte incelenmesi gerektiğini bize gösteriyor. Vali bey incilerine şöyle devam ediyor, “Davos’u Davos yapan burada yapılan ekonomi zirvesidir, bizim Davos’umuz da Uludağ olacaktır. Türkiye’nin krizde uyguladığı başarılı ekonomi politikaları Davos zirvesinde övgüler aldı, Sayın Babacan bu yıl katıldığı zirvede takdir edildi” peki ne yapmışta takdir edilmiş Türkiye ve Sayın Babacan.
Read more...
 
Tatlandırıcı şurup gıdanın tadını kaçırdı Print E-mail

Uluslararası güvenlik toplantılarında eskiden çok konuşulmayan bir konu artık gündemin ana maddesi: Gıda krizi. Dünya tarımı çalkalanıyor. Son sekiz senede reel gıda fiyatları iki kat arttı. Dünya tarihinde yalnızca büyük kuraklıklar veya afetler sonrası görülen gıda krizi, şu anda neoliberalizm felaketi nedeniyle ortaya çıkıyor. Çözüm olarak daha fazla neoliberalizm, şirket tarımı ve genetiği değiştirilmiş tohumlar sunuluyor. Gıdada belden aşağı vuruluyor.

Read more...
 
Kütahya Simav'da Deprem! Siyanür Barajı Ne Durumda? Print E-mail

Kütahya Simav'da 19 Mayıs 2011 gecesi saat 23:15'te, 5.9 büyüklüğünde olan deprem akla Kütahya'da 7 Mayıs'ta çöken siyanür atık su barajını getirdi. Siyanür barajının iki üst setti yıkılmış alttaki son bir set tutuyordu.

Deprem bu barajı çökertebilirdi. Siyanürlü altın gümüş madenciliğinin tehlikesi bir kez daha kendini gösterdi.

DOĞADER

Depremin merkez üssü için tıklayın.
http://maps.google.com/maps?q=39.1147+29.1241%28M6.0+-+WESTERN+TURKEY+-+2011+May+19++20%3A15%3A23+UTC%29&ll=39.1147%2C29.1241&spn=2%2C2&f=d&t=h&hl=e

Simav depremi ihakkında geniş açıklamalar için tıklayın. (Maps sekmesinde çeşitli haritalar bulunuyor)
http://earthquake.usgs.gov/earthquakes/recenteqsww/Quakes/usc0003j4a.php#details

 
Altının Kiri Print E-mail

Tayfun Özkaya 28.1.2011

siyanurlu_altincilarTürkiye’de altın üretimi konusunda ileri sürülen görüş şudur: Almanya ve alman şirketleri Türkiye’nin altın üretimini arttırmasını istemezler. Böyle olursa dünya altın fiyatları düşer ve altın üreten ve Türkiye’ye ihracat yapan Alman şirketleri zarar görür.

Altının yumurta gibi tüketildiğinde yok olan bir meta olmadığını önemle vurgulayarak konuya girelim. Yumurta satın alırsınız (talep edersiniz) ve yemek yapıp tüketirsiniz, geriye bir şey kalmaz. Altında ise diyelim bir bilezik aldınız. (talep ettiniz) Ama bu altın kaybolmaz. Bir ay veya yıl sonra paraya ihtiyacınız olur, satarsınız. Arz edersiniz. Dolayısıyla altında arz üretime eşit değildir. Yumurtada ise aşağı yukarı (biraz stok olabilir) arz üretime eşittir. O halde altında fiyatı belirleyen üretim değildir. İnkalardan bu yana üretilen bütün altın arzda dikkate alınır.

 

Read more...
 
«StartPrev12NextEnd»

Page 1 of 2