| Yaşam Alanlarını, Yaşamı Savunanlar Buluşuyor, Mücadeleler Birleşiyor Forumu Sonuç Bildirisi 7-8 Ocak 2012 |
|
|
|
DOĞADER'in de üyesi olduğu STHP - Suyun Ticarileşmesine Hayır Platformu'nun 7-8 Ocak 2012 tarihlerinde İstanbul'da düzenlediği "Yaşam Alanlarını, Yaşamı Savunanlar Buluşuyor, Mücadeleler Birleşiyor Forumu" Sonuç Bildirisi yayınlandı. DOĞADER'den Eylem Küçükaltun, Çetin Özbayram ve Caner Gökbayrak'ın katıldığı forum süresince yaşam alanları mücadelelerinden gelen temsilcilerin görüşlerini özetleyerek bir araya getirildiği bildiride, yurdun dört bir yanında yaşam alanlarındaki kapitalist yağmaya karşı her alanda direniş ve mücadelenin artarak ve ortaklaşarak süreceği kararlılığı sergilenmektedir. DOĞADER YAŞAM ALANLARINI, YAŞAMI SAVUNANLAR BULUŞUYOR MÜCADELELER BİRLEŞİYOR SONUÇ BİLDİRGESİ 7-8 Ocak 2012 Bizler; kuzeyden güneye doğudan batıya bu ülkenin dört bir yanında yaşam alanlarını, doğayı, suyu savunanlar, yörelerinden mücadelelerden gelenler 7-8 Ocak 2012 tarihinde İstanbul’da buluştuk. Suyun Ticarileştirilmesine Hayır Platformu’nun düzenlediği Mücadeleler Birleşiyor Forumumuz, buluşmamıza gelemeyen ama vadisinde, dere başında, kırda-kentte mücadele edenlere yolladığımız direniş selamı ve 31 Mayıs 2011’de AKP’nin emriyle derelerini savunan Hopa halkına yönelen saldırıda öldürülen Metin Lokumcu’ya saygıyla başladı. Hep birlikte Uludere’de, ismine iktidar sahiplerince kaza dense de üzeri asla örtülemeyecek katliamda üzerlerine yağdırılan bombalarla yaşamını yitiren 35 insanımızı andık. Bir kez daha ilan ediyoruz insana ve doğaya karşı işlenen suçları affetmeyeceğiz. Bizler; Karadeniz’den, Hopa’dan, Fındıklı’dan, Gerze’den, Tonya’dan, Yeşilırmak Havzasından, Solaklı Karaçam-Köknardan, Ordu’dan, Loç’dan, Senoz’dan, Amasya Taşova’dan, Trakya Ergene’den, Çorlu’dan, Dersim’den, Peri Vadisinden, Antalya’dan; Fethiye’den Saklıkent’den, Manavgat’tan, Samandağ'ından, Erzurum Tortum’dan, Ege’den, Kazdağılarından, Turgutlu’dan, Akkuyu’dan, Çanakkale’den İstanbul’un yoksul mahallelerinden gelen direnişçiler, halk örgütleri, demokratik kitle örgütleri, emek ve meslek örgütleri, siyasi parti ve yapılar, bilim insanları iki gün boyunca deneyimlerimizi paylaştık. Tüm direnenler olarak bir kez daha saldırıların ve yaşadıklarımızın ortak olduğunu gördük. Doğal varlıklar; su, hava, toprak, ormanlar, havzalar, meralar, biyoçeşitlilik sermayenin metalaştırma saldırısına açık hale getirilerek sermaye birikiminin hizmetine sunuluyor. Doğa, kapitalistlerce geri dönülmez biçimde tahrip ediliyor. HES’lerle, Rüzgar Santralleri ve Güneş Tarlalarıyla, Termik Santrallerle, Nükleer Santrallerle, ‘yüksek gerilim’ hatları ile, yer altı ve üstü su varlıklarını ticarileştirerek, taş ocaklarıyla, çimento fabrikalarıyla, zehir saçan madencilikle, 3. Köprü, Kuzey Marmara Yolu ve kentsel ve kırsal dönüşüm gibi rant projeleriyle, tehlikeli atık tesisleriyle, GDO’lu tohum ve ürünlerle doğayı, yaşam alanlarını yok etmeye, kirletmeye, metalaştırmaya, yaşamımıza kastetmeye, emeğimizi sömürmeye, haklarımızı gaspetmeye çalışanlar; kapitalist sistemin yarattığı yoksulluğumuzu, işsizliğimizi kullanarak bizi kendi ölümümüze ikna etmeye çalışıyorlar Halka ve doğaya karşı sermayenin yanında yer alan devlet, mülki amirleriyle, kolluk güçleriyle, şirketler özel güvenlik güçleriyle, Yaşamı ve yaşam alanlarını korumaya çalışan, direnen halka karşı şiddet uyguluyor, saldırıyor ve sindirmeye çalışıyorlar. Daha önceki yıllarda olduğu gibi son bir yıl içinde de Hopa’da, Solaklı’da, Tortum’da, Gerze’de, Peri Vadisi’nde halkın üzerine gaz bombaları, panzerler, coplar ve kurşunlarla saldırmaktan çekinmediler. Bu saldırılarda Metin Lokumcu’yu yitirdik, ülkenin dört bir yanında yüzlerce direnişçi suyunu ve doğasını savunurken yaralandı, gözaltına alındı, haklarında soruşturma açıldı, para cezaları verildi, mahkemeler açıldı; suyuna-doğasına-yaşam hakkına sahip çıktığı için onlarca insan tutuklandı ve aylarca cezaevlerinde tutuldu. AKP iktidarının; yapısal dönüşümler, yasal düzenlemeler, kanun hükmünde kararnamelerle sermayenin doğayı talan etmesinin önündeki tüm engelleri kaldırmaya çalıştığını, bu nedenle, halkın hukukunu direnişin içinde kurmamız gerektiğini ve bu saldırıların ancak bu yolla engellenebileceğini biliyoruz. Buradan bir kez daha ilan ediyoruz: BİZler;
BİZler; Su ve yaşam mücadelesinin ancak halkın örgütlü gücüyle ve mücadelesiyle kazanılacağını biliyoruz; Devletten ve sermayeden bağımsız tüm gücünü halktan alan örgütlenmelerde yan yana geliyoruz. Bedenimiz ve bilincimizle bir parçası olduğumuz doğayı korumak istiyoruz. Doğanın metalaştırılması ve yok edilmesi insanın köleleştirilmesini besleyen bir saldırı biçimine dönüşüyor. İnsanların tüm ihtiyaçlarını piyasadan karşılamaya mecbur bırakılması yani yaşamın topyekün piyasalaştırılması ve büyük güvencesizleştirme saldırısı doğanın yıkımıyla birlikte ilerliyor. Özgür, eşit olduğumuz insanca, sağlıklı bir yaşam istiyoruz, tüm emekçiler için güvenceli iş istiyoruz. Yaşam için herkese parasız sağlıklı su istiyoruz: Geçimlik tarımsal üretim için kullanılan suyun parasız sağlanmasını, şehir şebekelerinden iletilen suyun sağlıklı ve içilebilir nitelikte olmasını istiyoruz. Yer altı su varlıklarının ticarileştirilmesinin durdurulmasını ve mevcut uygulamaların sona ermesini istiyoruz.
Bilimin ve aklın egemen olması gereken üniversitelere sesleniyoruz! Sermayeyle işbirliği yapmayın, halka ve doğaya karşı işlenen suçlara ortak olmayın. Mühendislere, şehir plancılarına, mimarlara ve onların örgütlerine sesleniyoruz! Doğayı, yaşamı yok eden projeler yerine bilginizi, uzmanlığınızı, deneyimlerinizi halk için, doğayı korumak için kullanın. Emek örgütlerine sesleniyoruz! Su hakkı ve doğayı koruma mücadeleleri emek mücadelesinin ayrılmaz bir parçasıdır. İnsanın salt emek gücüne indirgenmesi ve emek gücünün üzerindeki sermaye tahakkümü ile doğanın tahakküm altına alınması ve sömürüsü birlikte derinleşiyor. Suyu, yaşam alanlarını ve doğayı korumayı mücadele programınızın temel başlığı haline getirin. Ülkenin dört bir yanına yayılmış örgütlenmeleriniz yaşam ve doğa mücadelelerinin yaygınlaşmasına ve birleşmesine olanak sağlayacaktır. Meslek örgütlerine sesleniyoruz! Yetkisini halkın doğanın karşısında kullanan üyelerinizi sorgulayın, deşifre edin. Basın emekçilerine sesleniyoruz! Sansür ve baskı ile sizlerin sesini kesmeye, özgürce yazıp, göstermenizi engellemeye çalışanlarla doğamızı katledenler ortaktır, doğruların ve halkın yanında yer alın. Hukukçulara sesleniyoruz! Adaletsizliğin, emeği ve doğayı sömürenlerin değil mücadele eden halkın yanında yer alın! Mücadelenin kendi hukukunun oluşturmaya çalışan halk direnişlerinin savunucusu olun. Doğanın, yaşamın, halkın yaşadığı yıkım ve saldırının kapitalizmin saldırısı olduğunu ve tüm bunların önce emeğin sömürüsü ile başladığını biliyoruz. Mücadelemiz, Anadolu’nun dört bir yanında, doğanın yıkımına, neoliberal tarım politikalarına, yaşam alanlarının yok edilmesine karşı direnen köylünün; sağlıklı insanca bir yaşam sürdürme koşulları, barınma, beslenme ve su gibi en temel hakları elinden alınıp piyasaya bağımlı kılınan, güvencesizleştirilen emekçilerin, kapitalizmin metalaştırma ve yok etme saldırısı karşısında kendini savunamayan tüm canlı-cansız varlıkların ortak mücadelesidir. Bu foruma katılan BİZ’ ler; Anadolu’nun bütününde, tüm vadilerde, dere başlarında, kentte, kırda direnenlerle yan yana gelmeye devam edeceğiz Ortak dayanışmaya ve birlikteliğe devam edeceğiz . Birimize saldırı geldiğinde hepimize gelmiş kabul edeceğiz. Yaşamımıza kast edenlerle pazarlık yapmayacağız. Yaşamımıza kastedenlerin doğa ve yaşam için direnenleri yargıladığı davalarda taraf olacağız, takipçi olacağız. Forumlarda yılda en az bir kez buluşarak; halka, doğaya ve yaşama saldırıları birlikte değerlendirmeye devam edeceğiz. Dünya’da suya ve doğaya yapılan saldırılara karşı koyan halklarla daha sıkı ilişkiler kuracağız, mücadele deneyimlerimizi paylaşacağız. Suların ticarileştirilmesi sürecini dünya çapında örgütleyen Dünya Su Konseyi’nin Marsilya’da düzenleyeceği 6. Dünya Su Forumu’na karşı ülke içinde eylemler yapacağız. Bugünkü hukukun sermaye/şirket hukuku olduğunu biliyoruz, sermayenin karı için kendi hukukunu bile çiğneyen gayrimeşru sisteme karşı meşru mücadelenin hukukunu oluşturacağız. Asıl mücadelenin halkın mücadelesi olduğunu bilerek fiili mücadelemizi saldırının olduğu alanlarda sürdüreceğiz. Alanlarda, vadilerde mitinglerle, çadırlarla direniş ve dayanışma eylemlerine devam edeceğiz. 3. Köprüye Karşı Yaşam Platformunun 10 Ocak 2012’de ihaleye karşı yapacağı eylemi, Mersin Nükleer Karşıtı Platformunun 18 Şubat 2012’de ihaleye karşı gerçekleştireceği eylemi destekliyoruz. Anadolu’nun dört bir yanında sularına, ormanlarına, toprağa, doğaya emeklerine sahip çıkmak için mücadele edenlere bir kez daha sesleniyoruz: Direnişiniz direnişimizdir! Sermaye, doğamızdan, yaşamımızdan, emeğimizden elini tamamen çektiğinde ve doğamızı, yaşamımızı sömürenler halka hesap verdiğinde kazanacağımızı biliyoruz. Mücadelemizi O güne kadar sürecektir. Emeğin, insanlığın ve doğanın kurtuluşu için birlikteliği örmeye, mücadelelerimizi ortaklaştırmaya ve dayanışmaya kararlıyız. SUYUN TİCARİLEŞTİRİLMESİNE HAYIR PLATFORMU FORUM KATILIMCISI KURUM, KURULUŞ VE ÖRGÜTLER DİSK/DEVRİMCİ İŞÇİ SENDİKALARI KONFEDERASYONU
|


