İlişkili Sayfalar

 
Reklam
Onlar, ekmeğimize, aşımıza el koyanlardır. Şimdi suyumuza el koymaya geliyorlar. Yazdır e-Posta

 

Dünya su tekellerinin öncülüğünde, 16-22 Mart 2009 tarihleri arasında İstanbul'da düzenlenen Dünya Su Forumu'na karşı, demokratik kitle örgütlerince düzenlenen miting, 15 Mart Pazar günü İstanbul'da yapıldı. DOĞADER'in de üyesi olduğu ve sekreterya görevini yürüttüğü Bursa Su Platformu, mitinge çoğunluğu DOĞADER'li aktivistlerden oluşan 38 kişilik bir ekiple katıldı.

Suyun Ticarileşmesine Hayır Platformu öncülüğünde, 16-22 Mart tarihleri arasında İstanbu'da düzenlenen alternatif etkinliklerde, su kaynaklarının özelleştirilmesine karşı çalıştay, panel ve basın açıklamaları yapılacak. DOĞADER'de bu etkinlikler içinde yer almaktadır.

15 Mart 2009 günü düzenlenen mitingte, TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı'nın yaptığı etkileyici konuşmayı alttaki satırlardan okumanızı öneriyoruz.

DOĞADER

Kapitalist küreselleşmenin küresel krizinin canımızı yaktığı bugünlerde,
bugün konumuz "su".

İnsanca yaşama her alanda olumsuz olarak müdahale edenler şimdide mekân olarak İstanbul'u seçtiler.

Biz bunları çok iyi tanıyoruz.

Bunları, sağlığımız, enerjimiz, gıdamız, ormanımız, madenimiz, tarım alanlarımız üzerine söylediklerinden ve yaptıklarından biliyoruz. Biz bunları iyi tanıyoruz.

Diyorlar ki: Sular kirleniyor.
        Soruyoruz: Kirleten kim?

Diyorlar ki: Sular azalıyor.
        Soruyoruz: Azaltan kim?

Diyorlar ki: İklim değişiyor.
        Soruyoruz: Değiştiren kim?

Yılda 2 milyar insan sağlıklı suya erişemiyor.
        İnsanımızın suya erişmesini engelleyen kim?

Yılda 2,5 milyon kişi suya bağlı hastalıklardan yaşamını yitiriyor.
        Soruyoruz: Sorumlusu kim?

Bunların sorumluları, suyumuzu bize satmak için İstanbul'a geliyorlar.

Niyetleri belli: Bunlar suyumuzu ticarileştirmek için aldıkları kararları uygulatmaya geliyorlar.

Diyecekler ki: Su kalkınmada çok önemli. Su sağlık için olmaz ise olmaz. Gıda güvenliği suya bağlıdır.

Diyecekler ki: Herkesin sağlıklı suya erişmesi için de suyun bedelinin olması gerekir.

Bizde soruyoruz: Bolivya'da ne yaptınız? İngiltere'de, Meksika'da, Şili'de, Peru'da, Endonezya'da, Güney Afrika'da ve pek çok yerde ne yaptınız?

Yaptığınız uygulamalarda halk suya daha kolay mı ulaştı? Yoksa susuz mu kaldı?

Sizin derdiniz halka su sağlamak mıydı, yoksa sudan para kazanmak mı?

Kimi kandırıyorsunuz. Yalanlarınıza siz de inanmıyorsunuz, bizi mi inandıracaksınız?

Ülkemizde verdiğiniz kredilerin koşulları su hizmetlerinin özelleştirilmesi değil midir?

Bunun örneklerini Antalya'da, Çeşme'de, İzmit'te bizlere yaşatmadınız mı?

Ankara'yı susuz bırakıp sonra da Kızılırmak suyunu Ankara'ya bağlamadınız mı?

İstanbul'da su havzalarını yok edip kirletilmiş Melen'den suyu İstanbul'a taşımayı başarı saymadınız mı?

Edirne'de suyu alırken birbirinize düşüp başarısız olmadınız mı?

Sizleri uyarıyoruz:

Biz sizleri iyi biliyoruz. Burada toplananlar, bu halk sizi iyi biliyor.

Sizler sağlık alanında, enerji alanında, ulaştırma alanında, benzeri birçok yerde karşımıza çıktınız. Şimdi de suyumuz için geliyorsunuz.

Suyumuzu size vermeyeceğiz.

Suyun tartışılacağı yerde halk olur. Sizin toplantılarınıza katılabilmek için para ödemek gerekir. Sizler halkın suyunu, halksız konuşacağınızı sanıyorsunuz.

Halk burada. Halk kendi suyunu burada konuşuyor. Halk kendi suyuna burada, bu alanda sahip çıkıyor.

Buradaki sese kulak verin:

Su hayattır. Satılamaz.


Sevgili arkadaşlar,

Şimdi mücadele zamanıdır.

Şimdi omuzlarımızı birbirine yaslama zamanıdır.

Şimdi hep beraber, hep birlikte, bir kez daha ve inanarak söyleme zamanıdır:

Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiç birimiz.