Reklam
CARGILL ve HUKUK Yazdır e-Posta

Cargill A. Ş. Bursa-Orhangazi Gemiç ve Gürle Köyleri Karapınar Mevkii'nde 1997 yılında kurulmuş olan ve mısır unundan nişasta ve yapay şeker (glikoz) üreten bir ABD şirketidir.

Cargill'le ilgili olarak bugüne dek Bursa Barosu Başkanlığı'nın önderliğinde,  Bursa'daki bazı sivil toplum örgütleri ve duyarlı vatandaşların da katılımıyla 7 dava açılmış ve bu davaların tamamında ya iptal ya da yürütmenin durdurulması kararı alınmıştır.

Ancak ne var ki kararları uygulamakla yükümlü olan idare, bu kararlarının hiçbirini uygulamamıştır.

Bunun üzerine, 1 Temmuz 2005 günü, Bursa Barosu Başkanlığı'nın önderliğinde yine Bursa'daki bazı sivil toplum örgütleri ve duyarlı vatandaşların katılımıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurulmuştur.  Mahkeme, bu başvuruyu esastan görüşmeye başlamıştır.

Gerek yargı kararlarındaki gerekçeler,  gerekse bu kararlara dayanak oluşturan bilirkişi raporlarındaki tespitler dikkate alındığında, Cargill A. Ş. 'nin İznik Gölü'nü besleyen su kaynaklarını tükettiği (yıllık asgari 1 milyon m³);1. derece fay hattı üzerinde bulunduğu;1. sınıf tarım arazisi olduğu ve atıklarını Karsak Deresi Yolu ile Gemlik Körfezi'ne boşalttığı görülecektir.

Tesislerin 1. derece fay hattına kurulmuş olmasının diğer bir sakıncası da olası bir depremde arıtma tesislerinin patlayacak ve tüm atıkların Karsak Deresi aracılığı ile Gemlik Körfezi'ne akacak olmasıdır.

Peki Cargill'in bu kadar konuşulmasının nedeni nedir? Öncelikle Cargill, kuruluş aşamasında  yatırımları için yaklaşık 90 milyon dolar  harcamıştır. Bu rakam bugün itibarıyla, bunun oldukça üzerindedir. İkincisi, sorun daha Cargill'in kuruluşundan başlamaktadır.

Kuruluş aşamasında ve daha kurulduktan 1 ay bile geçmeden tesisler hakkında, yukarıda değindiğim gerekçelerle, idare mahkemesi yürütmenin durdurulması kararı vermiş;fakat buna rağmen inşaat devam etmiştir.

Hatta,  tesisler buraya kurulmazdan önce,  Cargill'e Kocaeli dolaylarımda, Mustafakemalpaşa Ovası'nda ve Yenişehir dolaylarında dört yer gösterilmiş ama Cargill bu yerlerin hepsini reddetmiştir.  İşin daha da ilginci,  Cargill daha temelini bile atmadan,  Cargill'in şu anda bulunduğu yere tesis kurmak isteyen 4 şirkete, bu yerin 1. sınıf tarım arazisi olması gerekçe gösterilerek tesis kurma izni verilmemiştir.

Bunun üzerine, dönemin Başbakanı, ABD Devlet Başkanı ile görüşmüş ve dönemin Bursa Valisi'nin tüm çabalarına rağmen, Cargill'in şimdiki yerine ruhsat alınması sağlanmıştır.

Zamanla, tesis yükselmiş ve bugünkü noktaya gelinmiştir. Bunda, Danıştay ve idare mahkemesi kararlarını uygulamayan idarecilerin sorumluluğu açıktır.

En son süreçte, Bakanlar Kurulu kararıyla Cargill'in şimdi bulunduğu alan ''Özel Endüstri Bölgesi'' ilan edilmiş ve buna karşı Bursa Barosu'nun başvurusu ile Danıştay tarafından yürütmenin durdurulmasına karar verilmiştir.

İdare, düzenleyici işlemlerle sonuç alamadığını gördüğünden, kendi deyişiyle ''önündeki engel'' olan Bursa Barosu'nu ve Bursa'nın duyarlı sivil toplum örgütleriyle vatandaşlarını ''aşmak'' için yasa çıkarma cüretinde bile bulunabilmiştir.

Öyleki, Başbakanlık Hukuk Müşavirliği tarafından ''müsteşar'' imzasını taşıyan ve Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı'na hitaben yazılan 20. 04. 2006 tarihli belgede, Cargill'le ilgili yargı kararlarını dolanmak ve süreçte Bursa Barosu ile Bursa'daki konuya duyarlı bazı sivil toplum örgütleri ile vatandaşların safdışı bırakılmasını sağlamak için 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Koruma Kanunu’nda değişiklik yapılarak, gerekli izinler alınmadan tarım dışı kullanıma açılmış ve tarımsal bütünlüğü bozmayan tesislere sağlanacak ''af'' ile tesilerin yasal hale getirilmesi önerilmiştir.

Nitekim, söz konusu yasa değişikliği TBMM'nde görüşülmüş ve 23. 11. 2006 tarihli,  5557 sayılı kanunun 6.  maddesi ile 5403 sayılı Kanunun geçici 3.  madde eklenmiş ve geçici 1.  maddede yer alan 6 aylık süre 23. 11. 2006 tarihinde çıkarılan kanunla 1 yıl daha uzatılmıştır.  Eski maddede yer alan “tarımsal bütünlüğü bozmamaları” koşuluna yeni yasada yer verilmemiştir.  Cumhurbaşkanı Meclis’in Cargill için çıkardığı yasanın 6'ncı maddesini tekrar görüşülmek üzere 07. 12. 2006 tarihinde Meclise iade etmiştir.

Yasa, son süreçte TBMM Tarım Komisyonu'ndan aynen geçmiştir.

Yasanın aynen kabul edilerek Resmi Gazete'de yayınlanması durumunda Bursa Barosu avukatları ve bazı sivil toplum örgütleri ile duyarlı vatandaşlar, konuyu yeniden AİHM'e taşımak için hazırlıklarını tamamlamışlardır. 

Bursa Milletvekili.  Altan Karapaşaoğlu,  söz konusu yasanın görüşmeleri sırasında, 15 Kasım 2006  günkü oturumda TBMM kürsüsünden ''yasama sorumsuzluğu''nun kendisine verdiği yetkiyi  ''sorumsuzca'' kullanarak  Bursa Barosu avukatlarına ağır sözler etmiş ve avukatlara ''yürğiniz yetiyorsa Bursa'daki diğer sanayi tesislerini kapatın'' diyebilme cesaretini (?) göstermiştir.

Baro Başkanlığı da bu ''yakışıksız'' usluba karşı gereken yanıtı  17 Kasım 2006 günü vermiştir.

Bursa Barosu avukatları bugüne dek hakkın ve hukukun gereğini yapmaktan çekinmemişlerdir ve çekinmeyeceklerdir!

Doğru bildiklerini, cesurca ve hukuk kurallarının kendilerine tanıdığı yetkiler içerisinde de yapacaklardır!Tıpkı bugüne dek yaptıkları gibi. . .

Cargill süreci,  hukuk fakültelerinde okutulması gereken,  yüksek lisans ve doktora tezlerine konu olabilecek;aslında Türkiye'nin ''hukuk devleti'' olma yolunda daha çok yol kat etmesi gerektiğini gösteren güzel bir örnektir.

Uygulanmayan yargı kararlarına rağmen, idarenin bu kararlardan çekindiğini göstermesi bakımından (yargı kararlarını dolanmak pahasına da olsa) TBMM'de kabul edilen yasa önemlidir. Çünkü, idare yasa çıkarmadan hukuku dolanamayacağını, Bursa Barosu'nun ''yürekli ve cesur'' avukatlarını atlatamayacağını görmüştür.

Her şeye rağmen, yıkılmayacağını bilsek dahi, hukukun üstünlüğünü egemen kılmak uğruna yaptığımız savaşı ''kazandığımızı'' görmekten kıvanç duyuyorum. Cargill sürecinin Türk Hukuk Tarihi ve Türkiye'deki ''hukuk devleti''nin yerleşmesi bakımından önemli bir adım olduğunu düşünüyorum.

Hukukun yerleşmesi ve hukuk devleti ilkesinin tam anlamıyla uygulanması için yaptığımız mücadeledeki haklılığımızı mahkeme kararları yazmıştır ve  tarih de doğrulayacaktır.

Biz, Bursa Barosu Çevre Hukuku Komisyonu avukatları olarak, bugüne dek Baro Başkanlığı ile birlikte  çevre sorunları ile ilgili olarak açtığımız 100'ün üzerindeki (ve pekçoğunu kazandığımız) davada hukukun üstünlüğü, hukuk devletinin yerleşmesi için mücadele ettik. Türkiye'de hukuk devleti  tam anlamıyla yerleşene dek de  mücadelemizi yılmadan ve usanmadan sürdürmeye devam edeceğiz.

Av. Ş. Cankat TAŞKIN
Bursa Barosu Çevre Hukuku
Komisyonu Üyesi