| Hidrolik santraller, elektrik için mi kuruluyor sanıyorsunuz! |
|
|
|
Karadeniz dereleri üzerine kurulacak barajların, Karadeniz'in bakir yeşilliğine büyük zararlar vereceği gibi, iklimi de olumsuz yönde etkileyecek. Milyonlarca ağaç, baraj gölleri altında can verecek. Planlanan barajların tümüyle yapılması durumunda, enerji üretmek olanaksız duruma gelecek. Dünyada benzer uygulamaların olumsuz sonuçları bilindiği halde bu barajların yapılmasında AKP hükümetinin bu kadar ısrarcı davranmasının başka nedenleri var. Ülkemizde hidrolik santraller, enerji üretme amacıyla yapılmıyor. Hidrolik santral yapıp işletecek olan şirketlerin, baraj göllerindeki suyun kullanım hakkını da tümüyle ele geçirecek olması büyük önem taşıyor. Gelecekte enerji üretmekten çok, küresel ısınmayla birlikte daha da değerlenecek olan suyun pazarlanma konusu, bu yapımcı şirketlerin iştahını kabartıyor. 29 Mart 2009'da İstanbul'da yapılacak Dünya Su Forumu, ülkemizde yeraltı ve yerüstü sularının, derlerin, göllerin özel şirketlere pazarlanması amacını taşıyor. Yaşam için vazgeçilmez olan suyu, kapitalizmin ulus ötesi şirketlerinin ve onların yerli işbirlikçilerinin insafına terketmekte sakınca görmeyen AKP Hükümeti, Devlet Su İşleri'ni ülkemizdeki suların pazarlanmasında aracı kurum durumuna getirdi. Dünya Su Forumuna karşı alternatif olarak DOĞADER'in de içinde yer aldığı doğadan yana kurum ve kuruluşlar, İstanbul ve Bursa başta olmak üzere birçok yerde suyun ticarileşmesine karşı platformlar kurdu. Bu platformların ortak çalışmaları sonucu, 15 Mart 2009 Pazar günü İstanbul'da büyük bir miting yapılması planlandı. Sonraki günlerde çeşitli paneller ve toplantılar düzenlenerek suyun ticari bir meta haline gelmesinin riskleri ve yaratacağı sorunlar, dünyadaki benzer örnekleriyle birlikte halka anlatılacak. AKP Hükümeti, Dünya Su Forumuna yetiştirmek istediği bir yasa değişikliğiyle, Karadeniz'de mahkeme kararlarıyla durdurulan barajların önündeki yasal engeli kaldırmak istiyor. Karadeniz'de çevrecilerin açtıkları davalarda mahkemelerce verilen durdurma kararlarından ilki 2008 yılını son günlerinde Çağlayan Vadisi için elde edilmişti. Şubat 2009'un ilk günlerinde ise, Hemşin ve Çayeli hidrolik sanral inşaatları mahkeme kararıyla durduruldu. Bu kararların ardından yapımcı şirketler, Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu'nun yolunu tuttu. Bakan Eroğlu, bakanlığının asıl amacı olan koruma ilkesini umursamadan, çevrecileri "uydurukçu" olarak suçladı ve baraj yapımlarına destek verdi. DOĞADER olarak, AKP hükümetinin ülkemizde doğa yıkımlarına yönelik giriştiği bu hoyratça tutumu kınıyoruz. Ayaklarımızı bastığımız toprak, içtiğimiz su ve soluduğumuz hava, dünyadaki doğal alanların ve canlı varlığının ortak uyumu sonucu ortaya çıkmaktadır. Doğal alanları yıkıma götüren her türlü uygulama, gelecek kuşakların varoluşunu tehlikeye sokacaktır. Geleceğimizi, kapitalizmin acımasız insafına terkedecek uygulamalar derhal durdurulmalı ve su kamu malı olarak kalmalıdır. Biz DOĞADER olarak, geçmişte olduğu gibi bugünde doğanın yıkımına yol açacak her türlü uygulamaya karşı mücadele etmeyi sürdüreceğiz. Doğayla uyumlu, eşit ve paylaşımcı yaşamı yaratma konusundaki çabamızı, amacımıza ulaşana kadar sürdüreceğiz. DOĞADER Derelerin Kardeşliği Platformu, basın açıklamasını okumak için tıklayın. Karadeniz’de çevrecilerin önündeki engel Çevre Bakanı! 17 Şubat 2009 - Karadeniz’de ‘boşuna akan derelere’ santral kurulmasına destek veren, engelleyenleri ise ‘uydurukçuluk’la suçlayan Çevre Bakanı Eroğlu, Karadenizlileri öfkelendirdi. Yeşili yok etme lobisi işbaşında 15 Şubat 2009 - Karadeniz’deki sit alanlarında santral kurmaya hazırlanan yatırımcılar bazı projelerde yürütmeyi durdurma kararı alınması üzerine harekete geçti. Bu bölgelerde yenilenebilir enerji yatırımı yapılması için yasa hazırlığı başlatıldı.
|



Doğu Karadeniz'in derelerine yapılması planlanan 161 hidrolik santralle karşı, çevreci kuruluşların yürüttüğü mücadele, mahkeme kararlarıyla bir bir kazanımlar elde ettikçe, AKP Hükümeti, bu kazanımları kanunları değiştirerek delme çabasına girdi.