Banner
Basından Seçtiklerimiz
Orman İşletmesi, Gündoğu Köyünde 800 ağaç kesti! Print E-mail

gundogdu_orman_katliam_20130611Bursa'nın merkez Osmangazi ilçesi köylerinden Gündoğdu Köyünde 800 ağaç, Orman İşletmesi tarafından kesildi. Daha önce bildirimde bulunmadan yapılan bu kesim sonucu büyük bir alan çıplak kaldı. Ağaçların kesilemesi Gündoğdu Köylülerini isyan ettirdi. Orman Bölge Müdürlüğü, kesilen ağaçların yerine daha hızlı büyüyen ağaçlar dikileceğini söyledi.

Orman ve Su Bakanlığı Bakanlığı ve onun sorumluluğu altında bulunan Orman Bölge Müdürlükleri, geçmişten bu yana ormanı ticari bir işletme olarak gördü. Oysa ormanda yalnızca ağaçlar bulunmaz. Oradan çekip çıkartılan, katledilen yalnızca ağaçlar değildir. Orman, ağaçların varlığıyla hayat bulan hayvan, kuş, böcek, ve mikro organizmaları kapsayan bir yaşam bütünlüğüdür. Ormandaki ağaçlar bu canlıların evidir, yuvasıdır. Bu canlıların yaşamını sürdürebilecekleri tek yer ormandır. Ormandan başka hiç bir yerde yaşayamazlar.

Yerine başka ağaçlar dikilecek olsa bile ormanın yok edilmesi burada yaşayan tüm canlıların da yok edilmesi anlamına gelmektedir. Doğada yaşayan her canlı beslenmek için yeterli büyüklükte beslenme alanına sahip olmalıdır. Bu alan içinde aynı türden bir ikinci canlıya yer yoktur. Ormanda yaşam alanı yokedilen canlılar başka bir yere gidemezler. Besin kıtlığından ya da aralarındaki kendi türü arasındaki çekişme nedeniyle ölürler. Öldüklerini kimse fark etmez.

Kesilen ağaçların yerine hızlı gelişen ağaçlar dikileceği söylenmektedir. Ekoloji uzmanları doğal alanlara başka türlerin getirilesinin önceden tahmin edilemeyen sorunlara neden olacağını bildirmektedir. Sözgelimi, dikileceği söylenen ağaç üzerinde çok daha hızlı gelişen bir böcek, diğer orman alanlarında hızlı bir tahribata neden olabilecektir. 

Gündoğdu Köyündeki orman katliamı, ormandan sorumlu bakanlık ve müdürlüklerin ormanı ticarari bir meta olarak görmesinin sonucudur. Bu anlayış, Orman İşletme Müdürlükleri'nin adına çok net biçimde yansımıştır. Özellikle son on yıl içinde ormanı bir işletme gibi gören anlayış, ağacı ve ağaçla birlikte yaşayan binlerce canlıyı yok edecek her türlü projeye onay veren kurum durumuna getirilmiştir. Öyleki bazı yerlerde bir orman alanının tümüne varan büyüklükte alanlar, binlerce hektarlık orman arazileri, maden şirketlerine verilmiştir. Maden şirketlerine 25 hektara (250 bin m2) kadar madencilik projelerini ÇED Çevre Etki Değerlendirme raporu alma zorunluluğunu ortadan kaldırmıştır. 25 bin m2 ormanlık alanı talan eden bir maden şirketi, bu alanda işi bittiğinde hemen yanına 25 bin m2 daha işletme ruhsatı alıp çalışma yapabilmektedir. Orman, sürekli ve sistematik biçimde yok edilerek sermaye birikim sürecine kurban edilmektedir.

Orman ve Su Bakanlığı, ormanı pazarlayan kurum durumuna getirilmiştir. Bu anlayışı DOĞADER olarak kınıyoruz. Bu konunun üzerine giderek, gerekli araştırmamızı yapacağız. Ormandan sorumlu kurumların asıl görevi ormanı korumaktır. Bunun ötesinede yapılan her uygulamanın olumsuz sonuçlarından etkilenen yine bizler olacağız.

DOĞADER

Bursa'da akıl almaz doğa katliamı

Taksim Gezi Parkı’nda binlerce kişi kesilen ağaçlar için sokaklara dökülürken Bursa’da tam anlamıyla doğa katliamı yaşandı.

http://bursahakimiyet.com.tr/haber/bursa/bursada-akil-almaz-doga-katliami-24660.html


 
Mudanya'daki Myrleia Antik Kenti Üzerine Kipa AVM Kurdu Print E-mail

mudanya_myrleia_antik_kenti_uzerinde_kipa_avm_k

Bursa'nın Mudanya ilçesinde Myrleia Antik Kentinin kalıntılarının üzerinde şimdi Kipa AVM inşaatı yükseliyor. Bileşenleri arasında DOĞADER'in de yer aldığı Myrleia Antik Kent Platformu'nun yaptığı etkinliklerle yarattığı toplumsal duyarlılığın yanı sıra  Bursa Milletvekili İlhan Demiröz (21.05.2013) ve İstanbul Milletvekili Levent Tüzel (13.12.2012) konuyu TBMM gündemine taşımıştı.

Aşağıda, toplum için çalışması gereken devlet kurumlarının, siyasi iktidarın boyundurluğu altında kendi görevlerine ihanete varan uygulamaların yer aldığı geniş bir özet bulacaksınız. Myrleia Antik Kenti özelinde verilen bu açıklamalar günümüzde çevre sorunu yaratan pek çok projede benzer örnekleri bulunmaktadır.

Read more...
 
Türkiye'nin Yarısı Maden Şirketlerine Devredildi! Print E-mail

maden_doga

Sayfalar dolusu ÇED (Çevre Etki Değerlendirme) raporları hazırladılar. Çevreye, insana, doğaya hiç bir zarar gelmeyeceğini yazdılar. Yalandı, söyledikleri. Çevreciler, "binlerce ağaç keserek çıkardığınız madenini en zehirli madde olan siyanürle işliyorsunuz, bunun mutlaka bir zarar olacaktır." dediler. Dinlemedi şirket. Dinlemedi, yöneticiler. Dinlemedi, Belediye. Dinlemedi Hükümet. On binlerce maden arama izni daha verdiler.

2004 değişti Maden Kanunu. 1923'ten 2004'e kadar geçen 81 yılda 1.500 maden ruhsatı verilmişti. 2004 yılından günümüze kadar geçen 9 yılda ise maden ruhsatı sayısı 45.000'e ulaştı. Maden arama ruhsatı sayısısındaki 3.000 kat artışın Türkiye yüzölçümünün yarısıdan fazla alana karşılık geldiği hesaplanıyor.

Bunun anlamı şudur. Türkiyenin yarısı, maden şirketlerine devredilmiştir. Devredilen bu alanların üzerinde orman olsun, dere olsun farketmez. Değiştirilen Maden Kanunu, koruma altındaki ormanlar ve sulak alanlarda maden aramalarına izin vermişti.

Daha önce yaşnan onlarca benzer olay gibi Kazdağları'ndaki Karaköy ile birlikte 25 köyün içme suyu olarak ta kullanılan dereye siyanürlü atıklar karıştı. Köylüler çaresiz.

Mutlaka birgün olacaktı. O şirket maden çıkartma işini tamamlayıp oradan gitse bile, köylüler zehirli atık dolu madenle çok uzun yıllar boyu başbaşa kalcaklar. Sel ve deprem riski ile boşalacak atıklar, köylülerin yaşam alanlarını tümüyle yok edebilir.

Köy muhtarı, "Hiç bir zararı olmayacak" diye buraya kurdular diyor. Binlerce ÇED dosyası aynı yalan söyleniyor. Vatandaşı bir damla suya muhtaç bırakcak politikaları benimseyenler, bu sıkıntıları görmezden gelip yaptıkları göz boyayıcı işlerle öğünüyorlar.

Halkın mahkemeler aracılığıyla kanunları kullanarak yapılacak talanı durdurma çabalarına karşı, yeni kanunlar, yasa değişiklikleri ile dava açma nedenlerini ortadan kaldıran iktidar partisi AKP, yaşam alanlarını yok eden bu talanın hesabını mutlaka vermelidir.

Tüm zorluklara karşı yılmadan yaşam alanlarını koruma mücadelesi yürüten DOĞADER gibi dernek ve yerel oluşumlar, ikinci bir kurtuluş savaşı veriyorlar. Vatan dedikleri yüzyıllardır üzerinde yaşadıkları toprakları düşmena, hayına vermemek için daha yüzyıllarca bu topraklarda yaşamak için veriliyor bu mücadele. Bu mücadele herkese açık. Herkes mücadelede kendine bir yer bulabilir.

DOĞADER

Köy suyuna 'altın' karıştı
1 Nisan 2013 - Kaz Dağları’nda altın arayan bir maden şirketinin sondaj borularından sızan atıkların içme suyuna karıştığı iddiası köylüleri tedirgin etti. Suç duyurusu üzerine dereden numuneler alındı.

Kazdağları ölüyor
5 Eylül 2012 - Kazdağları’nda yenileri açılan maden ocakları bölgenin kabusu oldu. Bayramiç'e bağlı Muratlar, Karaköy ve Kuşçayır köylerinde altın ve gümüş madeni aranırken 11 maden ocağı için daha başvuruda bulunuldu.


 
Beykoz Ormanları, 3. Köprü İçin İçin Kurban Ediliyor Print E-mail

3ncu_kopru_guzergahi 3. Köprünün temeli siyasi iktidarın üst düzey katılımıyla 29 Mayıs 2013 günü atılacak.

"Burası İstanbul mu?" dedirtecek doğal güzellikleri barındıran, orman ve derelerle süslü Beykoz Ormanları üzerinden 3. Boğaziçi Köprüsü için yapılacak bağlantı yolları geçirilmesi planlandı.

Çeşitli demokratik kitle örgütleri, miting ve etkinliklerle güzergahın Beykoz Ormanları üzerinden geçmesine karşı olduklarını açıklamışlardı. Bu karşı duruşa rağmen siyasi iktidarın gösterdiği dikta yönetim anlayışı, Beykoz Ormanlarının yok edilmesi anlamını taşıyor. Benzer yapılaşma geçmişte 2. FSM Köprüsü bağlantı yollarında da yaşanmıştı. Beykoz Beykoz Ormanlarında, zamanın Çevre ve Orman Bakanlığı'nın bilgisi dahilinde Acaristanbul olarak bilinen yoğun yapılaşma örnekleri bilindiği için Beykoz Ormandaki yapılaşmanın hızlanarak artacağını tahmin etmek zor değil.

Siyasi iktidarın, doğayı, ormanları yok etme pahasına geliştirdiği projelerden zararlı çıkan yine bizler olcağız. Yaşam destek sistemlerimizin bu hızda yok oluşun önüne geçmek için herkesin üzerine düşen sorumluluğun farkına vararak verilen mücadelelere yer alması gerekiyor.

DOĞADER

Üçüncü köprünün temeli atılıyor...
http://www.cnnturk.com/2013/turkiye/05/23/ucuncu.koprunun.temeli.atiliyor/709060.0/index.html

Üçüncü köprü havadan görüntülendi
28 Mart 2013
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/22919160.asp?mnID=22919160


 
Yeni Petrol Kanunu, Milli Parklarımızı Yok Edecek! Print E-mail

petrol dunyaYeni Petrol Kanunu Tasarısı, Milli Parklara göz dikti. Dünyada %6, Avrupa'da %11,5 olan koruma altındaki doğal alanlar, Türkiye Milli Parkları göz önünde bulundurulduğunda %1,06 düzeyinde kalıyor.

Dünya ortalamasının altıda biri  oranında olduğu halde gereken biçimde korunmayan Milli Parklarımız, yeni kanunlarla tümüyle yok edilmeye çalışılıyor. Milli Parkları ortadan kaldıran Tabiatı ve Biyo Çeşitliliği Koruma Kanun Tasarısı gibi Yeni Petrol Kanunu da, barındırdığı ender doğal varlıklar nedeniyle insan etkinliklerinin sınırlandırılarak kendi doğallığına bırakılması gereken Milli Parklarımıza ve ormanlarımıza zarar verecek uygulamalara zemin hazırlıyor. Petrol Kanun Tasarısı yasalaşırsa, Milli Parklarda petrol arama ve işletesi yapılabilecek.

Kapitalizm ve onun günümüzdeki taşeronları siyasi iktidar ve yandaşları, doğayı metalaştırarak şirketlerin hizmetine sunmaktan çekinmiyor. Doğadaki sürekliliği ve doğal destek sitemlerini ortadan kaldıran bu uygulamalar geleceğimizi tehdit eden boyuta varmış durumdadır. DOĞADER, bu güne kadar olduğu gibi bu günden sonra da yaşam alanlarına zarar veren her türlü uygulamaya karşı mücadelesini sürdürecektir.

 DOĞADER

 Yeni Petrol Kanunu Tasarısı'na sert tepki

 28 Mart 2013 - Türk Petrol Kanunu Tasarısı dört meslek odası ile işçi sendikasını bir araya getirdi. Enerji Komisyonunda kabul edilen tasarının 'milli menfaatlere' aykırı olduğunu ileri süren oda ve sendika yöneticileri, ormanların yanı sıra milli parkların da petrol arama ve üretimine açılacağını, şirketlerin vergi oranının 15 puan indirilerek devletin gelir kaybına uğratılacağını ve milli şirket TPAO'nun özelleştirilmesinin önünün açılacağını vurguladılar.

 http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/22918729.asp?mnID=22918729

 
Bursa'da Belirlenmemiş Faylar Var. Kentsel Dönüşüm Bursa'da Felakete Neden Olabilir! Print E-mail

deprem_riskiJeoloji Mühendisleri Odası Bursa Şubesi, Bursa'da henüz belirlenmemiş fayların bulunduğunu belirtiyor. Fay hatları tam olarak belirlenmemiş olan Bursa'da, yapıların deprem riskine karşı yıkılarak yeniden yapılması, Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Kanunu'ndaki afet riski maskesinin ne kadar içi boş olduğu, gerçekte yapılmak istenenin ise yalnızca rantsal, yapı sektörüne kar amaçlı  bir dönüşüm olduğunu gözler önüne seriyor.

Afet riski altındaki yapıların dönüştürülemesi amacıyla çıkartılan kanunla birlikte Bursa'daki bazı belediyeler hazırladıkları planları uygulamaya aldılar. Bu amaçla geliştirilen planlarda 10 - 12 ve hatta 16 katlı yüksek binalar tepki çekiyor. Planların bir üst ölçek planlarla çelişmesi bir yana, ticari değer ön planda tutularak yürütülen çalışmalar, Bursa Doğanbey Toki'de olduğu gibi hak sahiplerinin haksızlığa uğramasına gebe uygulamların devreye alınmasına neden olmaktadır. Üretilen planların, Bursa'da daha önce belirlenen sıvılaşma özelliğine sahip zemin olarak belirlenen yerler yerine başka yerler için geliştirilmiştir.

Afet riski olduğu belirlenen yapılar için yapılan incelemeye karşı mahkemede dava açma hakkı yasa tarafından engelleniyor. ABD'de 20007 yılında başlayan kriz, konut kredilerinin geri ödeme oranının düşmesi üzerine başlamıştı. Bu kanun nedeniyle evlerini kaybedip yeni evleri için konut kredisi ödemek zorunda kalan milyonlarca vatandaş, olası bir ekonomik krizde borçlarını ödeyemez duruma gelerek Türkiye'yi bu güne kadar yaşanmamış bir ekonomik batağa sürükleme olasılığı da bulunmaktadır.

Afet Riski Altındaki Alanların ve Yapıların Dönüştürülmesi Kanunu'nun en çarpıcı konusu ise bu güne kadar korunabilmiş tüm doğal ve tarım alanlarını yapılaşmaya açmasıdır. Bu kanun var olan tüm kanunlar üzerinde egemenlik kurarak tarımsal ve doğal koruma niteliğine sahip Kanunları geçersiz duruma düşürmüştür.

DOĞADER

Bursa'nın küçük kıyameti nerede?

25 Ocak 2013 - Deprem Dede Ahmet Mete Işıkara'nın öğrencisi olan Bursa Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şubesi Başkanı Engin Er, Bursa'nın küçük kıyameti olan 1855 depremi fayı ile Bursa fayının kesiştiği noktanın bulunması gerektiğini, bu bölgenin deprem açısından çok tehlikeli olduğunu söyledi.

http://bursadabugun.com/haber/bursa-nin-kucuk-kiyameti-nerede-uzerinde-hangi-binalar-var-ozel-haber-164278.html

Kentsel dönüşüme gökdelen vizesi

21 Ocak 2013 - Bursa'daki riskli alanlar belirlendi ancak, 4-5 katlı binaların yıkılıp, yerine 10- 12 katlı binaların yapılmasına verilen onay, yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. Yıldırım'daki 7 mahallenin ve Akpınar'ın gökdelenlere uygunluğunun araştırılması gerektiğini belirten meslek odaları, dönüşüme karşı yol haritası çizmek için harekete geçti.

http://www.bursadabugun.com/haber/kentsel-donusume-gokdelen-vizesi-ozel-haber-162251.html

Read more...
 
ÇGD Çağdaş Gazeteciler Derneği'nden DOĞADER'e Çevre Ödülü Print E-mail

cgd_cevre_odulu_20130110-1cgd_cevre_odulu_20130110-2

cgd_cevre_odulu_20130110-3ÇGD Çağdaş Gazeteciler Derneği Bursa Şubesi tarafından 10 Ocak 2013 tarihinde düzenlenen ödül dağıtım töreninde, DOĞADER'e Çevre Özel Ödülü verildi. Usta gazeteci yazar Ahmet Şık ödülü dernek başkanımız Murat Demir'e verirken "Haklı ve doğru mücadelenizi destekliyorum" diyerek bizleri onurlandırıldı.

Bursa'nın Keles İlçesi Kozağacı Vadisinde yapılmak istenen termik santrale karşı DOĞADER ile omuz omuza mücadele veren yöredeki köylüler adına ödülü KOZADER Başkanı Cemal Çakır aldı.

Murat Demir ödül töreninde yaptığı konuşmada "Biz bu özel ödülü, ülkemizin dört bir yanında, derelerinde, vadilerinde, dağlarında, köylerinde, kasabalarında ve şehirlerinde en temel anayasal hak olan sağlıklı ve temiz bir çevrede yaşama hakkını savunan, ülkemizin güzel insanları adına aldık. Kapitalizmin doğayı talana devam ettikçe bizimde direnişimiz devam edecektir." dedi.

ÇGD Bursa Şubesi'ne gösterdikleri çevre duyarlılığından ve derneğimizi onurlandırmalarından dolayı teşekkür ederiz.

DOĞADER

 
«StartPrev12345678910NextEnd»

Page 1 of 20