Reklam
Basın Açıklaması: Tarımda, Gıdada GDO'ya Geçit Yok Yazdır e-Posta

DOĞADER'in de üyesi olduğu GDO'ya Hayır Platformu Bursa Bileşenleri, 13 GDO'lu mısır çeşidinin ithalatına izin verilmesi nedeniyle basın açıklaması düzenledi.

DOĞADER

gdo hpTürkiye Yem Sanayicileri Birliği Derneği İktisadi İşletmesi, Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlıkçılar Birliği Derneği İktisadi İşletmesi ile Yumurta Üreticileri Merkez Birliği’nin başvurusu üzerine Biyogüvenlik Kurulu GDO’lu 13 mısır çeşidine yem amaçlı kullanılmak üzere izin verdiğini 23.12.2011 tarihinde açıklamıştır.

Alınan bilgilere göre 22 adet ürünün daha sırada beklediği yakın zamanda gündeme geleceği, söz konusu  mısırı GDO’lu üretimi en çok yapılan ürünlerden soya, kanola ve pamuk gibi  tarımsal hammadde ürünlerinin izleyeceği  ifade edilmektedir.

GDO’lu ürünlerin yem amaçlı yada amacı ne olursa olsun ülkeye giriş iznin verilmesinin t üketicilerin güvenli gıdaya erişim, sağlıklı beslenme, biyoçeşitlilik,   tarımsal üretim ve sürdürülebilirliği ile  ilgili  birçok olumsuzluğun yanında

  • Geleceğimizin garantisi olan çocuklarımızın sağlıklı ve güvenli gıdalar ile beslenme haklarını riske atacağını;
  • Gıda üretiminin ve sürdürülebilirliğinin temel aktörü ve unsuru olan girdi maliyetleri altında ezilen üreticilere ve tarımsal üretimimize son bir darbe daha vuracağını

kamuoyu ile paylaşmak, kamuoyunu aydınlatmak tarım bakanlığının ve onun sekreteryası gibi çalışan  GDO Ürünler Kabul ve Onay Kurulunu ( Biyogüvenlik Kurulu) bir kez daha uyarmak GDO’ya HAYIR , Geleceğimizin karartılmasına HAYIR, tarımsal üretimimizin yok edilmesine HAYIR ‘ı güçlü bir biçimde Ankara’ya haykırmak   amacıyla  toplanmış bulunmaktayız.

Bu şekildeki bir başvurunun başvuranların temsil ettiği sektörler dikkate alındığında İzin verilen GDO’ lu mısırları kullanacak şirketleri kamuoyunun gözünden kaçırma, gizleme amacı taşıdığını açıkça  göstermektedir.

Böylece  tüm hayvancılık sektörü ve et, süt, yoğurt, peynir, yumurta gibi hayvansal ürünler ile bu ürünlerin içeriğini oluşturduğu binlerce gıda maddesi de risk altında  bırakılmakta ve GDO’suz yem kullanan üreticiler de cezalandırılmaktadır.

Zira mevzuata göre GDO’lu yem ile beslenen hayvanların ürünlerinin etiketlenme zorunluluğu bulunmamaktadır.

Bunun sonucunda tüketici satın aldığı hayvansal ürünün GDO’lu olup olmadığını bilemeyecektir. Oysa ki, Biyogüvenlik Yasası GDO ve ürünlerinin tüketicinin tercih hakkını ortadan kaldırması halinde GDO başvurularının reddedileceğini söyler. GDO’lu yemle beslenen hayvanlardan elde edilen ürünlerin etiket taşımaması, tüketicinin tercih hakkını doğrudan ortadan kaldırmaktadır. Bu nedenle verilen karar kanuna da aykırıdır.

Bu nedenle soruyoruz.

Değerli üreticiler GDO mısırla hayvanlarınızı beslemek ister misiniz?
Bu şekilde beslenen hayvanların etini sütünü , yoğurdunu, yumurtasını siz yer misiniz?

Anneler, babalar  GDO’lu yem ile beslenen hayvanın etini, yumurtasını, sütünü, bu sütten yapılmış yoğurdu, peyniri yada çikolatayı çocuklarınıza  siz yedirmek  ister misiniz?

Bu soruların cevabının HAYIR olduğunu hepimiz biliyoruz, biliyorduk ancak  bunu bilmeyen, GDO’lu mısıra HAYIR  diyen ve GDO’ya  Hayır Platformu tarafından iki günde toplanan 100.000  İmzayı görmeyen  “GDO kabul ve onay kuruluna” ne söyleneceğini kamuoyunun vicdanına bırakıyoruz.

Gıda maddelerinin GDO içerip içerdiğini bilmek ister misiniz?

Bu koşullarda asla  bilemeyecek  ve  öğrenemeyeceksiniz yasalara göre bunu açıklamak etiketlerde GDO içerir veya GDO içermez  demek suç

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi EKER, bir gazeteye yaptığı açıklamada, GDO’lu mısırın yemlerde kullanılmasına ilişkin “Zarar verirse hayvana verir, buradan besine geçmez. GDO’nun ete, süte ve yumurtaya geçtiğini kanıtlayan bir tane bile bilimsel çalışma, veri yok. Zarar verirse o hayvanın kendisine veriyor” ifadesinde bulunmuştur.Bakanın söylediğinin, aksine  Birçok araştırma hayvan yemindeki bitki kloroplast DNA'sının süte, yumurtaya ve ete geçtiğini ortaya koymuştur.

Ayırca, Biyogüvenlik Kurulu tarafından bilimsel komitelere hazırlattırılan Sosyo-ekonomik Değerlendirme Raporlarında GDO’ların sindirim sisteminde sindirilemediği ve hücrelere kadar taşınabildiği, marketlerden alınan süt örneklerinde GDO’lu yemlere ait DNA’ya rastlanıldığı, pastörizasyon işleminin dahi bu DNA’yı yok edemediği açık bir şekilde belirtilmekte, GDO’ların sağlık riski yaratabileceği kabul edilmektedir.

Bu açıklamaların ışığında, Tarım Bakanına  soruyoruz: sizinde ifade ettiğiniz ve kabul ettiğiniz gibi  “GDO’ lu yemden hayvan zarar görüyorsa, insanların zarar görmeyeceğinden nasıl emin olabiliyorsunuz?

Tarım Bakanına Soruyoruz 2004 yılında çıkarılan tarım kanununda açıkça emredilmesine rağmen yılardır üreticilere verilmesi gereken Gayri Safi Milli Hasılanın %1’i olan ( 12.3 milyar TL  2011 yılı için ) tarımsal desteğin yıllardır yarısının verilmesini  (6.2 milyar TL 2011 yılı desteği) neye bağlıyorsunuz?

2000’li yıllarda 5.550 milyon dekar arazide 2.297 milyon ton mısır üretilir iken ; 2010 yılında mısır ekim alanındaki  %7 (390.000 dekar) artışa rağmen  konvansiyonel ıslah yöntemleri ile elde edilen hibrid mısır tohumlarının kullanılmasıyla  birim alandan alınan verim kapasitesi artırılarak %87 üretim artışı (4.310 milyon ton) sağlanmıştır.

Ülkemiz koşullarında birim alandan ABD’den bile daha fazla verim alınabilen mısır bitkisinin üretimini  desteklemek, verilen desteği artırmak ve girdi maliyetlerini azaltmak  yoluyla kendimize yeterliliği sağlamak varken, bu yapılmamakta, ülkemiz ithalata mahkum edilmektedir.  Mısıra sağlanan desteğin son dört yıldır aynı seviyede kalması, girdi maliyetlerinin yüksek oluşu ve açıklanan fiyatların üretim maliyetlerinin altında kalması  nedeniyle  ülkemize her yıl 500 bin ton ile 1 milyon ton civarında mısır ithalatı yapılmak zorunda kalınmaktadır.

Dünyada üretilen mısırın % 29’unun GDO’lu;  %71’inin  ise GDO’suz tohumla üretildiği gerçeği açıkça bilinmesine rağmen destekten yoksun,  üretim ve emek odaklı olmayan yanlış tarım  politikaların uygulanması sonucu ortaya çıkan ithalat gereksiniminin GDO'lu  mısır türleriyle gidermeye çalışmanın  hiçbir meşru  gerekçesi olmadığına, olamayacağına inanmaktayız.

Halkımızın ve geleceğimizin teminatı çocuklarımızın sağlığını tehtid eden; tarımsal üretimimizin tükenişine ve ithalatın körüklenmesine neden olacak iznin 100 binlerce karşı görüşe ve imzaya rağmen verilmesinin gerekçesi kamuoyuna derhal açıklamalıdır.

Kamuoyu iradesini yok sayan GDO histerisinin dayanağı bizlere açık bir şekilde izah edilmelidir.

Yem amaçlı ithal edileceği söylenen GDO’lu mısırların tarlalarımızda veya doğrudan gıda üretiminde kullanılmasını kim nasıl  engelleyecek veya bu durum  engellenebilecek mi?

Halkımızı, üreticilerimizi GDO’lu mısıra  muhtaç edenleri, muhtaç gibi gösterenleri ve  izin verenleri kınıyor, kamuoyu adına   derhal tatminkar bir açıklama bekliyoruz.

Açıkça bilinmelidir ki çocuklarımız öncelikli olmak üzere halkımızı, üreticilerimizi,  hayvanlarımızı ve doğamızı GDO ve ürünlerinin tehlikelerinden ve tehtidlerinden koruyacak her türlü çalışma ve mücadele karalılıkla yürütülecektir.