| Nükleer Santraller Yasası - Nükleer tuzaga ilk adım |
|
|
|
Basına ve Kamuoyuna;
Yasaya eklenen bir maddeyle, 1000 MW' tan büyük termik santrallere enerji, alım garantisi getirildi. Küresel iklim değişikliğinden kaynaklanan kuraklığın, ülkemizde diğer ülkelerden çok daha yoğun yaşanacağı bilinmektedir. Buna karşın küresel iklim değişikliğinin temel nedeni durumundaki termik santrallerin kurulması teşvik edilmiş ve bu santralleri işletecek şirketlerin karları, kamu kaynakları (vergilerimiz) tarafından karşılanması garanti altına alınmıştır. Ortaya çıkan tablo, ülkemizin seçim sisteminde uygulanan %10 barajın etkisiyle, %34 oy alan bir partinin, TBMM'nde % 64 temsil edilmesinin bir sonucudur. Demokrasi ile bağdaşmayan bir uygulama olan %10 baraj sistemi terk edilmediği sürece, kargaşa ve toplumdaki huzursuzluk (cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde yaşanan gelişmelerde olduğu gibi) artarak sürecektir. Seçim öncesi kalan bu kısa süre içinde, TBMM gündeminin temel konusu seçim sistemi olması gerekirken, iktidar partisi, nükleer santrallerin yapımına izin veren önem derecesi çok yüksek bu yasayı, bir günde meclisten geçirmede bir sakınca görmemiştir. Jet hızıyla geçen yasa, akıllara "Neden AKP, seçmenlerine verdiği sözü (dokunulmazlıkların kaldırılması) yerine getirmezken, Nükleer Santrallerin kurulması ve işletilmesini yasalaştıran kanunu geçirmek için bu kadar hızlı davrandı" sorusunu getirmektedir. Son gelişmeler ardından neye uğradığını şaşıran iktidar partisini, seçim öncesi ya da sonrasında bazı kesimlere verdiği sözler mi acaba bu biçimde hızlı davranmaya itmiştir? Kuşkuluyuz. Bu yasayı, AKP için bu kadar önemli yapan nedenlerden dolayı kuşkuluyuz. Ülkemizdeki tüm mimar ve mühendis odalarını bir araya toplayan TMMOB dahil, diğer yüzlerce demokratik kitle örgütü ve platformun, yıllardır verdiği nükleer karşıtı mücadeleye rağmen, yangından mal kaçırırcasına çıkartılan bu yasa, neden AKP için bu kadar değerlidir? Gelişmiş ülkelerden, hızla artan enerji gereksinimlerine karşın, bu ülkelerden son 20 yıldır bir tane bile sipariş alamayan nükleer lobi, gelişmekte olan ülkelere elindeki atıl durumdaki teknolojiyi satmak için var gücüyle çalışmakta ve akla gelen her yolu denemektedir. Kuşkuluyuz. AKP iktidarının, giderayak üzerimize sıçrattığı bu kara lekenin, bazı özel ilişkilerin sonucunda bu noktaya gelmesinden kuşkuluyuz. Bu nedenle kendini sorumlu hissedenleri göreve davet ediyoruz. Yalnızca enerjinin etkin kullanımıyla, ülkemizde %30 enerji tasarrufu yapılabilecekken, nükleer santraller için "yazı da gelse, tura da gelse, hatta dikte dursa nükleer santralleri yapacağız" diyen iktidar partisinin, yapılan tüm eleştirilere kulak tıkamasına ve ülkemizi nükleer çöplüğe dönüştürecek bu uygulamasına karşıyız. İnsanlık artık doğayla dost enerji kaynakları kullanmak zorundadır. Ülkemizin doğaya zararsız, zengin yenilenebilir enerji kaynakları (rüzgar, güneş, jeotermal, bio kütle) sonuna kadar kullanıldıktan sonra ancak nükleer enerji yeniden tartışılabilir duruma gelebilir. Zaten yenilenebilir enerji kaynakları sonuna kadar kullanıldığında, nükleer enerjiye de gerek kalmayacaktır. Biz DOĞADER olarak, bundan önce olduğu gibi bundan sonra da, nükleer santrallere karşı verdiğimiz mücadeleyi çeşitlendirerek sürdüreceğiz. Ranta, piyasaların sınırsız egemenliğine, işbirlikçilere, yalana ve dolana karşı, ısrarla doğayı ve yaşamı savunacağız. Nükleer asla, rüzgar ve güneş bize yeter. DOĞADER
|


