İlişkili Sayfalar

 
Reklam
Basına ve Kamuoyuna: Nükleer Enerjiden Derhal Vazgeçin! Yazdır e-Posta

nukleere hayirBasına ve Kamuoyuna;

26 Mart 2011

Biz DOĞADER – Doğayı ve Çevreyi Koruma Derneği olarak yıllar önce demiştik ki;

Nükleer enerji üretiminde kaza riski, hiçbir zaman sıfır olmayacaktır.

Anlaşılması gereken, nükleer tesislerdeki risklerin, yaşamı tehdit eder duruma gelmesinin, bir kez daha önleneceği garantisinin olmamasıdır.

Asıl sorunun, yaşadığımız sakin ortam için,
insanlığın gelecekte ödemeyeceği bedel

olduğunu belirmiş ve “Nükleer enerjide riskin, gün geçtikçe artığını” önemle vurgulamıştık.

Biz bunları söylerken, nükleer santral sektörü, geliştirdiğini öne sürdüğü “yeni teknolojilerle nükleer santrallerde riskin artık kalmadığı” yalanını ısrarla tekrar ediyordu.

Japonya’daki 9 büyüklüğünde deprem ve ardından yaşanan tsunami sonucu, Fukuşima Nükleer Santrali’ndeki 6 nükleer reaktörün tümünün denetimden çıkması,  sınır değerlerin çok üzerindeki radyasyonun çevreye yayılması biz yaşam savunucularının haklılığını bir kez daha kanıtlamıştır.

Japonya’dan dünyaya yayılan nükleer tehdit sürerken, Başbakan Tayip Erdoğan, Enerji Bakanı Taner Yıldız ve Sanayi Bakanı Nihat Ergün ard arda açıklamalar yaparak, planladıkları nükleer santrallerden vaz geçmeyeceklerini belirttiler.

Japonya nükleer kirlilikle boğuşurken, Başbakan Erdoğan Mersin Akkuyu’da yapımı planlanan nükleer santrali ihalesiz verilen Rusya ile el sıkışıyor, nükleerdeki kararlılığını vurgulayarak, Rusya’dan ek güvenlik önlemleri istiyordu.

“Kelin ilacı olsa başına sürerdi” Nükleer santrallerde hiçbir zaman sıfır olmayan güvenlik riskini, Başbakana verilen sözler sıfıra düşürecek midir?

Enerji Bakanı Taner Yıldız, bundan üç ay önce 25 Aralık 2010‘da Japonya’ya yaptığı ziyarette, nükleer sızıntı yaratan Fukuşima Nükleer Santralin sahibi TEPCO şirketi ile Sinop’ta Nükleer Santral Kurulması için ön anlaşmaya imza attı. Japon Nükleer Santralleri’ne güvendiğini belirten Enerji Bakanı Taner Yıldız’ın güvendiği Japonya, bugün radyasyonun pençesinde yaşam mücadelesi veriyor.

Bakan Yıldız, Japonya nükleer felaketi yaşanırken, nükleer kirliliğin sahibi TEPCO ile imzaladığı anlaşmanın nihai aşamaya geldiğini açıklamaktan çekinmiyordu.

Fukuşima Nükleer Santrali her türlü depreme dayanıklı olarak inşa edilmişti. Ülkemizde yaşanan doğal afetlerin % 61 deprem kökenlidir. Ülke topraklarının %42’si 1. derece, %24’ü 2. derece, %18’i 3. derece deprem kuşağı üzerinde bulunmaktadır. Nükleer santral yapılması düşünülen Mersin Akkuyu’nun 25 km uzağından Ecemiş Fayı geçmektedir. Ecemiş Fayının 6-7 büyüklüğünde deprem birikimi oluşturacak suskun tarihsel aktif bir fay olduğu bilinmektedir. Akkuyu’ya yapılacak nükleer santral, 35 yıl önce 1976 yılında verilen bir yer lisansına dayandırılarak inşa edilmesi planlanmıştır. Bölgede son 35 yılda oluşan topografik, jeolojik, jeoteknik, hidrolojik, sismolojik ve meteorolojik özellikler dikkate alınmamıştır. Yalnızca bu nedenler bile nükleer santralin ne kadar büyük bir faciaya davetiye çıkaracağını gözler önüne sermektedir. Sinop’ta kurulması planlan nükleer santral için depremsellik aynı derecede önemlidir.

Dünyanın vaz geçtiği nükleer santralleri başımıza bela etmeye hazırlananlar, bize enerji ihtiyacımız var diyorlar. Onlara soruyoruz. Enerji ihtiyacını yaratan kim? Bizim evlerimizde tükettiğimiz enerji miktarı değişmedi. Enerji ihtiyacını yaratan sizin ve sisteminizin politikaları değil midir? Kirli ve yoğun enerji gereksinimi olan Çimento, Demir-Çelik gibi sanayileri teşvik eden siz değil miydiniz? Daha fazla tüketim için politikalar geliştiren, bu tüketimi karşılamak için daha çok üretim planları yapan ve böylelikle enerji açlığını körükleyen sizin sisteminiz değil midir? Bir kez daha açıklıyoruz. Bizim halk olarak daha fazla enerjiye ihtiyacımız yok.

AKP Hükümeti, “En iyi nükleer santrali yapılacağı” açıklıyor. Oysa “en iyi” diye bir şey yoktur. Yapılan her şeyin mutlaka bir kusuru ortaya çıkacaktır. Bu görünmez kusur, basit insan hatalarıyla birleşerek en olmadık zamanda, en olmadık biçimde, en olağanüstü koşullarda geri dönüşü olmayan nükleer tehlikeyi başlatacaktır.

Biz DOĞADER olarak AKP Hükümeti’ni bir kez daha uyarıyoruz. AKP Hükümeti,  diğer çevresel konularda olduğu gibi nükleer enerji konusunda da büyük bir aymazlık içindedir. Bu ülkenin sağlıklı geleceği için nükleer enerjiden derhal vazgeçin.

DOĞADER
Doğayı ve Çevreyi Koruma Derneği