|
Basına ve Kamuoyuna,
3 Aralık 2009 Burcun'a Çimento Fabrikası Çimento sanayi, aşırı kirletici niteliği ile başta gelişmiş ülkeler olmak üzere dünyadaki pek çok ülke tarafından dışlanan bir sanayi haline gelmiştir. 1 ton çimento üretilirken 1 ton karbondioksit (CO2) havaya salan çimento sanayi, yarattığı bu karbon yüküyle küresel ısınmaya neden olan sanayi dalları arasında en üst sıralarda yer almaktadır. Dünyanın pek çok ülkesinde getirilen yeni kısıtlamalara ayak uyduramayan çimento fabrikaları sökülerek başka ülkelere taşınmaktadır. Dışlanan bu kirli teknolojiyi kabul eden ülkelerden biri de Türkiye'dir. Ülkemizde son 10 yılda çimento üretimi %60 artmıştır. Üretilen çimentonun %20'si topraklarında çimento fabrikası istemeyen ülkelere ihraç edilmektedir. Birçok ülke, çimento üretiminden kaynaklanan sağlık ve çevresel sorunlarla uğraşmak yerine çimentoyu yurt dışından ithal ederek bu sorunlardan kurtulma yolunu benimsenmiştir. Ülkemizde ise bu kirli sanayi, sağlığa, çevreye ve doğaya verdiği zarara aldırmayan bir yönetim anlayışı tarafından teşvik görmektedir. Burcuna kurulması planlanan çimento fabrikası bu anlayışın yarattığı dramlardan birini yansıtmaktadır. Burcun'da ÇED Halkı Bilgilendirme toplantısı yapıldığı günü daha dün gibi anımsıyoruz. Yaklaşık bir yıl öncesi 2008 Aralık ayının ortasındaydık. DOĞADER Yürütme Kurulu üyeleri ÇED toplantısına katılmak için Burcun'daydı. Köy halkı, Burcun'a kurulması planlanan çimento fabrikası yetkililerinin yürüttükleri propagandanın da etkisiyle, fabrikadan yana güçlü bir tavır sergiliyordu.
O gün ÇED toplantısında DOĞADER üyeleri, çimento fabrikası kurulması durumunda geniş bir coğrafya üzerindeki tarımsal ve doğal alanlarda geri dönüşü olmayan zararların oluşacağı uyarılarını dile getirmişlerdi. Ancak Burcun köylüleri o toplantıda geleceğini oyladı ve çimento fabrikasının kurulması taraftarı oldu.
Burcun köyünde yapılması planlanan çimento fabrikası için gerekli izinlerin alınması süreci bazı ilginç gelişmelere sahne olmuştu. Toprak Kuruma Kurulu'nun çimento fabrikası kurulması için daha önce iki kez red kararı vermişti. Ardından konu, Bursa Valiliği kanalıyla üçüncü kez kurulun gündemine getirildi. Bu süre içinde kurulun iki kamu üyesi değiştirildi. Yapılan oylamada 6 kamu görevlisinin verdiği olumlu oylarla plan kabul
edildi. Bu karar, günümüzde görmeye alışık olduğumuz, hemen her alanda sahnelenen siyaset-sermaye işbirliğinin bir başka örneğini oluşturuyordu.
Burcun'da yaşanan dram, aynı zamanda devletin tarımı çökertme politikalarının acı bir örneğini sergiliyordu. Yaşlı bir Burcun köylüsü, üzerindeki yıpranmış ceketi göstererek, "Bu ceketi görüyor musunuz? Bu ceketi daha yeni, bayram için satın aldım. Param buna yetti. İşte bizim halimiz de bu ceket kadar kötü" diyordu. Burcun köylüsü, devletin tarım nüfusunu azaltama politikalarının bir sonucu olarak atalarından yadigar kalan toprağı bir kurtuluş umuduyla çimento fabrikasının kirli ellerime teslim etmeyi bir çıkar yol olarak görüyordu. Köylü bu kadar düşkün bir duruma getirilmişti. ÇED toplantısından sonra köylülerle yaptığımız görüşmelerde ortaya çıkan bir gelişme bizi fazla şaşırtmadı. Bursa'da kurulu bulunan ve geçmişi eskilere dayanan bir çevre derneği, köyde fabrikanın karşıtı çalışmalar yürütmüştü. Ancak köylü, Bursa Çimento Fabrikası'nın kendine rakip yaratmamak için Burcun'da çimento fabrikası kurulmasını istemediği, bu sözde çevre derneğinin ise Bursa Çimento Fabrikasından bağış aldığını ve onların sağladığı diğer maddi olanaklarla bu çalışmaları yürütüğünü öğrenmişti. İşte köylünün normalde alışık olmadığımız bu tepkili davranışlarının temelinde sözde çevre derneğinin sergilediği bu alicengiz oyunu yatıyordu. Köylüler, ilke olarak hiç bir ticari ve siyasal kurumla yan yana gelmeyen, bunlardan bağış ve destek almayan DOĞADER üyelerini de bu sözde çevre derneğinden sanmışlardı. Bu sözde çevre derneği, çalışmalarımızda sık sık karşımıza çıkan ve çevre koruma hareketine önemli zararlar getiren bir dernek olduğunu bizler biliyorduk. Ancak bunu o an köylüye anlatmak olanaksızdı.
Burcun köyünde, çimento fabrikası için yapılan ÇED toplantısından sonra Bursa Barosu ve Demokratik Kitle Örgütleri (DKÖ) tarafından dava açıldı. Davayı gören Bursa 1. İdare Mahkemesi, 2009 Kasım ayının ilk günlerinde yürütmeyi durdurma kararı verdi.
Yürütmeyi durdurma kararından hemen ardından siyaset-sermaye arasındaki işbirliği yine kendini gösterdi. Mahkeme kararının üzerinden daha bir ay bile geçmeden Bursa Büyükşehir Belediyesi, muhalefetin karşı oylarına rağmen AKP'li üyelerin olumlu oylarıyla Burcun'a vize veren plan değişikliği kararını onayladı.
Biz DOĞADER olarak, doğa ve tarım alanları üzerindeki yıkımlarda görmeye alışık olduğumuz siyaset-sermaye işbirliğinin bu ülkeyi geri dönüşü olanaksız yıkımlara götürdüğünü bir kez daha vurguluyoruz. Bu güne kadar var olan tüm çevre yıkımlarında gerekli denetim ve koruma görevini yerine getirmeyen, tarımın, çevrenin ve doğanın aleyhine plan, yönetmelik ve yasa değişiklikleri ile siyaseti sermayenin çıkarlarına alet eden anlayışa karşı mücadelemizi güçlendirerek sürdüreceğiz. Bu mücadelenin bir vatandaşlık görevi olduğunu ve her vatandaş ve kurumun bu çabaya destek vermesi gerektiğine inanıyoruz.
DOĞADER Doğayı ve Çevreyi Koruma Derneği Burcun'a Vize
25 Kasım 2009 - Yenişehir Burcun Köyü'nde yapılması tartışmalara neden olan çimento fabrikasıyla ilgili plan değişikliği Büyükşehir Belediye Meclisi'nde kabul edildi.
Haberi okumak için tıklayın. http://www.bursahakimiyet.com.tr/HaberDetay.aspx?hid=33933&ypid=1
Çimento fabrikasına yargı engeli
4 Kasım 2009 - Bursa 1. İdare Mahkemesi, Bursa'nın Yenişehir ilçesine bağlı Burcun köyünde kurulacak çimento fabrikası için İl Özel İdaresinin yaptığı imar planı değişikliğine ilişkin yürütmeyi durdurma kararı verdi.
Haberi okumak için tıklayın. http://www.bursahakimiyet.com.tr/HaberDetay.aspx?hid=32020&ypid=1
Burcun köylüleri geleceğini oyladı
18 Aralık 2008 - DOĞADER Basın Açıklaması
Basın açıklamasını okumak için tıklayın. http://www.dogader.org/index.php/basin-aciklamalarimiz/285-burcun-koyluleri-gelecegini-oyladi
|