|
25 Ocak 2012 -Çanakkale Bayramiç İlçesi Muratlar Köyü ile Çan İlçesi arasında kalan Söğütalan Köyü yakınlarında altın arama çalışması yapan iki maden firmalarına ait, Çevre Etki Değerlendirmesi (ÇED) toplantısı için geldikleri Muratlar köyünde, kadınların çoğunlukta olduğu 50'ye yakın köylünün tepkisiyle karşılaştı.
Söğütgediği Köyü Muhtarı Şaban Çırak, "Altın arayan maden firmalarını köylerimizde istemiyoruz" diye konuştu. Toplantının yapılmasını protesto eden köylüler, ÇED yetkilileri ayrılıncaya kadar eylemlerini sürdürdü.
Çevre İl Müdürlüğü'nden yetkililer, ÇED toplantısının yapılamadığına dair tutanak hazırladı. |
|
BASIN AÇIKLAMASI
KÖYÜMÜZDE TERMİK SANTRAL İSTEMİYORUZ !
Şirketler ve onların yerel işbirlikçileri, daha çok kar hırsıyla doğamızı ve yaşam alanlarımızı yok etmeye çalışıyorlar. Tarım alanlarımız, toprağımız, suyumuz bu uğurda feda ediliyor. Enerjiye ihtiyacımız olduğu yalanıyla birçok yerde olduğu gibi şimdi de bizim köyümüz Aşağısevindikli’de yaşamı yok eden zehir santrali, termik santral kurulmak isteniyor.
Yapılacak olan termik santralin çevreye ve insan sağlığına olacak zararları bilim insanları tarafından kanıtlanmıştır. Termik santral yapılan diğer bölgelerde yaşanan sıkıntılar, örneğin ürünlerdeki verimsizlikler, sakat doğan hayvanlar, kanser, astım ve birçok hastalığa maruz kalan insanlar ne yazık ki bizim bölgemizde de görülecektir. Bereketli topraklara sahip olan ergene ovasının ortasına yapılacak olan bu santral engellenemezse çocuklarımızın geleceği her alanda tehlike altında kalacaktır.
|
|
Devamını oku...
|
|
Oğmesun HES’çi, İlle de Taşocakçi, Daha da Beter Olsun İşbirlikçi!
Yaşam alanlarına yönelik saldırılara karşı halk mücadeleleri yurt genelinde artan bir ivmeyle sürüyür. Karadeniz Senöz Vadisinde yapımı planlanan 14 barajdan biri olan Başköy HES projesi ÇED toplantısı, yöre halkları ve DEKAP-Derelerin Kardeşliği Platformu'nun karşı duruşu sonucu gerçekleştirilememişti. ÇED sürecini tamamlamak için toplantıyı yapmak isteyen bakanlık ve yapımcı İntes şirketi yetkililerine karşı yöre halkı aynı karalılıkla karşılık vereceklerini açıkladılar.
Yöre halkı ve DEKAP'ın direnişlerinde başarılar diliyoruz. Mücadeleniz, Mücadelemizdir.
DOĞADER
18 Ocak 2012
(Oğmesun: İyi gün görmesin, sefil perişan olsun anlamına gelir.) (Suğli: Sırtta ot taşımak için kullanılan, takriben 6-7 cm çapında 1,5 metre boyunda bir ucu sivriltilmiş sopanın Senoz’daki adı.)
HES’lere karşı mücadele eden çevrecilere ve yaşam savunucularına ‘ülkeyi sevmiyorlar ve hain’ diyen İNTES Başkanı Koçoğlu'na, Koçoğlu gurubunun 5 ayrı HES projesinin bulunduğu Senoz Vadisi’nden gelen halkın, "Adamda yüz yok ki, çaruk göni!" tepkisinden sonra bu kez de HES firmalarına sert bir tepki daha geldi: “Oğmesun HES’çi, ille de taşocakçi, daha da beter olsun işbirlikçi!..”
HES projelerindeki çalışmalar ve taşocakları nedeniyle SİT Alanı olma özelliğini yitiren Rize’nin Çayeli ilçesine bağlı Senoz Vadisi, HES ve taşocağı sarmalından kurtulamıyor. Rize Valiliğinden yapılan açıklamaya göre bölgede yapımı planlanan Başköy Regülatörü ve HES için vadide ÇED toplantısı düzenleneceği bildirildi.
|
|
Devamını oku...
|
|
Bilim+Gönül Yayınları tarafından, Nisan 2009’da Türkçe çevirisi yayımlanan F.William Engdahl’ın Ölüm Tohumları kitabından özellikle tüm dünyada artan kısırlığın sebebini bize anlatan bölümü sizlerle paylaşıyoruz…
"Boğazlarına tıkayın..."
Kısır tohumlardan kopan yaygara dünya basınındaki manşetlerden kaybolmaya başlayınca büyük tohum şirketleri, ABD Hükümetiyle birlikte GDO tohumları, dünya nüfusunun boğazına tıkamak için özellikle -üçüncü dünya ülkelerinde- gittikçe zorlayıcı taktikler uygulamaya başladılar. Genetik tohum şirketlerinin kullandığı "GDO Kurtuluş İncilini" yaymada ikna teknikleri arasında rüşvet, baskı ve GDO tohumların yasadışı yollardan bir bir ülkelere sokulması gibi yöntemler vardı.
2002’de ABD Devlet Bakanlığı tüm yardım kuruluşlarına uluslararası birer polis gibi hareket etmeleri için talimat verdi. Bir Hükümet kuruluşu olan USAID (Unidet States Agency îor International Development-ABD Uluslararası Yayılma Ajansı) onlara GDO ithalatına karşı koyan herhangi bir ülkeyi bildirmeleri talimatını verdi. Yerel hükümetlerin GDO karşıtı tavırlarının "ticari mi, yoksa siyasi mi" olduğuna karar vermek için belge toplamaları tembih edildi. Eğer GDO karşıtlığı! nedeni ticariyse o zaman ABD Hükümeti Dünya Ticaret Örgütüne ya da Dünya Ticaret Örgütünün yardım alan ülkeye karşı yaptırımda bulunması tehdidine başvuruyordu ki, bu fakir ülkeler için genellikle ciddi bir tehlike arz ediyordu.
Monsanto, DuPont ve diğer ABD tohum devlerinin GDO tohumları yaymalarına yardımcı olmak için, ABD Devlet Bakanlığı ve ABD Tarım Bakanlığı genetiği değiştirilmiş ürün fazlalıklarını acil durum kıtlık yardımı olarak vermek üzere işbirliği yaptı. Bu uygulama uluslararası yardım kuruluşları tarafından kınanan bir uygulamaydı. Çünkü Monsanto arkadaşlarına yeni pazarlar açma sürecinde bir ülkenin yerel tarım ekonomisini yok ediyordu. Avrupa Birliği ABD hükümetinin bu "fazlalıkların yardım olarak kullanılması" uygulamasını resmi olarak kınadı. Washington kınamayı yok saydı.
|
|
Devamını oku...
|
|
DOĞADER'in de üyesi olduğu STHP - Suyun Ticarileşmesine Hayır Platformu'nun 7-8 Ocak 2012 tarihlerinde İstanbul'da düzenlediği "Yaşam Alanlarını, Yaşamı Savunanlar Buluşuyor, Mücadeleler Birleşiyor Forumu" Sonuç Bildirisi yayınlandı.
DOĞADER'den Eylem Küçükaltun, Çetin Özbayram ve Caner Gökbayrak'ın katıldığı forum süresince yaşam alanları mücadelelerinden gelen temsilcilerin görüşlerini özetleyerek bir araya getirildiği bildiride, yurdun dört bir yanında yaşam alanlarındaki kapitalist yağmaya karşı her alanda direniş ve mücadelenin artarak ve ortaklaşarak süreceği kararlılığı sergilenmektedir.
DOĞADER
YAŞAM ALANLARINI, YAŞAMI SAVUNANLAR BULUŞUYOR
MÜCADELELER BİRLEŞİYOR
SONUÇ BİLDİRGESİ
7-8 Ocak 2012
Bizler; kuzeyden güneye doğudan batıya bu ülkenin dört bir yanında yaşam alanlarını, doğayı, suyu savunanlar, yörelerinden mücadelelerden gelenler 7-8 Ocak 2012 tarihinde İstanbul’da buluştuk.
Suyun Ticarileştirilmesine Hayır Platformu’nun düzenlediği Mücadeleler Birleşiyor Forumumuz, buluşmamıza gelemeyen ama vadisinde, dere başında, kırda-kentte mücadele edenlere yolladığımız direniş selamı ve 31 Mayıs 2011’de AKP’nin emriyle derelerini savunan Hopa halkına yönelen saldırıda öldürülen Metin Lokumcu’ya saygıyla başladı. Hep birlikte Uludere’de, ismine iktidar sahiplerince kaza dense de üzeri asla örtülemeyecek katliamda üzerlerine yağdırılan bombalarla yaşamını yitiren 35 insanımızı andık.
Bir kez daha ilan ediyoruz insana ve doğaya karşı işlenen suçları affetmeyeceğiz.
|
|
Devamını oku...
|
|
|